ALTAY dilleri blş. i. Leng. Dil toplulukları arasında Ural - Altay dil ailesinin, adından da anlaşılacağı üzere iki büyük kolundan biridir; Türkçenin de bu koldan olduğu kabul edilir. Bu bölüme giren diğer diller Moğolca, Tunguzca, Mançuca ve bazı bilginlere göre de köre ve japon dilleridir. Ancak köre ve japon dillerini bu aileden olup olmadığı henüz şüpheli olduğu gibi, dil ailesinin tamamını veya Türkçenin bu grubun içinde yani bu dillerle akraba bir dil olduğunu da tereddütle karşılayan dilciler vardır. Altay dil birliğini bir gerçek olarak kabul edip, mukayeseli bir altay grameri üzerindeki çalışmalara karşılık, bazı dil bilginleri tarafından da türk lehçe ve şivelerinin başlı başına bir dil ailesi meydana getirdiği ve Ana Türkçe denilen tek bir dilden türemiş olduğu ileri sürülmektedir.

Dil birliğine ad olan «Altay» kelimesi dağ silsilesinin adıdır. Kaynak bakımından türkçe ahun, moğolca alton kelimeleriyle açıklanır ve «altın dağları» anlamına gelir. Terim olarak filolojiye girişi nispeten yenidir. Bu grup veya bu gruba giren türk lehçe ve şiveleri önceleri Fin - Tatar, Türk - Tatar ve Turanı gibi terimlerle de adlandırılmışlardır.

Coğrafî bölge olarak asıl Altay toprakları belli bir sahayı kaplamaktaysa da, zamanla bu dilleri Jconuşan milletler, özellikle Türkler Orta ve Doğu Asya'dan Doğu Avrupa ve Kuzey Afrika'ya kadar yayılmışlardır. Nüfus bakımından elde sağlam istatistikler olmadığı için bu topluluğa giren milletlerin sayısı hakkında verilen rakamlar daima tahminî olmuştur. Bugün bu sayı 60 ilâ 100 milyon arasında tahmin edilmektedir. En büyük ve kalabalık grubu Türkler teşkil eder. Moğollar ve Mançu-Tunguzlar (Tunguz veya Tonguz aynı dil ve milletin kuzey, Mançu güney koludur) birkaç lehçe ve Şiveyi nüfusça da 5 - 10 milyonu geçmez, altay dilerinin menşei ve tarih öncesi de aydınlık değildir. Altayistik görüşüne göre bu gruba giren dillerin, tarihin karanlık devrelerine giden nazarî bir ortak altay dilinden geldiği kabul edilir. Ancak Türkçe, Moğolca ve bu gruba giren diğer dillerin aralarında görülen bazı benzerliklerin ortak bir kaynaktan gelişle mi, yoksa yakın komşuluk münasebetleri sonunda meydana gelen tesirlerle mi ilgili bulunduğu henüz kesinlikle tayin edilememektedir.

Kelime benzerliklerinden başka, altay dillerinin ortak karakteristiği olarak başlıca şu dil özellikleri görülür: fonetik bakımdan bu dillerde ses uyumu vardır; morfoloji bakımından kelimelerde cinsiyet ayırımı yapılmaz; sayı sıfatlarından sonra gelen isimlere çokluk eki getirilmez; kelime yapımı ve çekimi son eklerle olur; isim çekiminde yalın hal eksizdir; sentaks bakımından belirten unsur, belirtilenden (msl. sıfat isimden) önce gelir ve şekil değiştirmez; yüklem (predikat) durumundaki sıfat ise sondadır ve yine şekil olarak değişmez; cümle kuruluşunda fail (özne) fiilden önce çok zaman başta, fiil de genellikle sonda bulunur.

Bununla beraber bütün bu hususları dil akrabalığı için yeterli görmeyen ve benzeşme yoluyle bir akrabalık kurulduğunu iddia eden dilciler ana kültür kelimelerinden çoğunun bu dillerde ayrı olduğunu belirtmişlerdir. Bu dilleri konuşan eski toplulukların kaynağının karanlık oluşu, bu milletlerin çok yer değiştirmiş ve komşu dillerden çok etkilenmiş bulunuşu altay dilleri mukayeseli gramerinin yazılmasını da güçleştirmiş ve geciktirmiş, nihayet son senelerde bazı ciddî denemeler yapılabilmiştir.