AMBAR veya ANBAR i. (fars. enbarden ve enbaşten, doldurmak yığmak, kümelendirmek'ten enbar, dolu yığın, küme). Bir binanın içine erzak, tahıl, kuru ot v.b. koymağa yarayan bölümü. (Bk. ANSÎKL.): Anadolu köylüsünün zahire ambarları bomboş, fakat Türk entellektüeli yedi düvele harp açmıştır (Y. K. Karaosmanoğlu). Buğday ambarı. || Teşm. yol. Genellikle yiyecek olmak üzere her çeşit eşya konulan ve saklanan yer, depo, sandık: Erzak ambarından iki ölçek un getir (N. Araz) || Kum ve çakıl gibi maddeleri ölçmekte kullanılan ve kenarları 75'er sm. olan küp ölçek. || Mec. Bol buğday elde edilen memleket, verimli bölge: Orta Anadolu'nun en büyük buğday ambarlarından biri Konya'dır.
— Ask. Ambarlı konak, ordunun geri sahalarında nokta komutanlıkları emrinde olan ve gelen geçen subay ve er kafilelerine giyecek, içecek veren ve kalacak yer gösteren bir tesis. (Sadece kalacak yer sağlayan ve iaşe ile görevli olmayanlarına ambarsız konak denir.)
Konaklar, kaynakları bol meskûn yerlerde önemli kara ve demiryolu kavşaklarında, iskele ve limanlara kurulurlar.
— Denizc. Ambar, üst güverte altında ve sintine üzerinde, malzeme, cephane ve erzak koymak için yapılmış kapalı yer. Bk. ANSİKL. Yelken ambarı, barut ambarı, kömürlük ambarı. (Ticaret gemilerinde kömür ambarları baş tarafta ve kazanların iki yanındadır; bunlara baş kömür ambarı ve borda kömür ambarı denir.) || Ticaret gemilerinin tek güvertelilerinde, gemi dibindeki sofra sarnıçlarının üstü ile güverte, çift güvertelilerinde ikinci güverte arasında kalan kısım. || Ticaret gemilerinde genellikle su sızdırmaz bölmelerle ayrılmış kısımlar: Modern şileplerde dört-altı ambar vardır. || Ambar buğusu. || Ambar isçisi, ambar işlerinde yetişmiş uzman işçi veya gemici. || Ambar kapağı veya ağzı, ambar ağızlarına yatay biçimde yerleştirilerek ambarı kapayan tahta veya saç kapaklar: Ambar kapakları ambar ağızlarındaki pervazlar üzerine oturur. || Ambar kâtibi, bir gemiye yüklenen veya gemiden boşaltılan yükü kaydetmekle görevli kişi. (Esanl. PUVANTÖR.) || Ambar sintine döşemesi, yük ambarlarının dibinde, postaların sintineye doğru kıvrıldığı kısım ile bordaya yükselmeğe başladığı kısımdaki köşebentler arasında, sintinenin iki tarafına döşenen ve gerektiği zaman kaldırılan tahta veya ağaç döşeme (bunlar yük balyalarının sintineye kaymasını önler). || Ambar sintine kapağı. Esanl. SİNTİNE DÖŞEMESİ. || Ambar sintine örtüsü, hububat yüklenecek geminin ambar dibine serilen branda örtü.
— Dil bil. Aslında Farsça olan bu kelime arapçalaşmış, enabil, enabile seklinde çoğul da yapılmıştır. Türkçede dudak ünsüzü benzeşmesi sonucu ambar şekline girmiştir.
— Huk. Ticarî veya şahsî eşyaların saklanmak, sahibine verilmek veya bir yere nakledilmek üzere bırakıldığı yer. Depo. || Nakliyat ambarı, bırakılan eşyayı bildirilen yere nakleden, teslim eden müessese. || Umumi ambar, saklanmak veya sahibine teslim etmek üzere mal kabul eden müessese.
— Köy ekonom. Yığın halinde ambarlamak, sapları demet demet ayırmadan ambara yığmak.
— Mad. oc. Ambar, yer altında veya yer üstünde, yukarı taraflarından maden cevheri veya kömür doldurulan ve alt tarafındaki kapaklar vasıtasıyle boşaltılan büyük ada. (Esanl. MADEN FİLİZ SÎLOSU.) || Ambarlı ayak, işletmeden meydana gelen boşluğun kırılmış cevher ile doldurulması suretiyle yapılan bir maden işletme metodu. Bk. ANSİKL.
— ANSİKL. Denize. Modern şileplerde dört-altı ambar ağzı vardır: boyutları geminin gördüğü işlere, taşıdığı yüke göre değişir, ama beş metreden daha küçüğüne pek rastlanmaz; lokomotif, vagon gibi ağır ve özel yük taşıyan gemilerde ise 25 m. yi bulur. Otomatik yükleme boşaltma tertibatı (şelf trimmer) bulunan kömür şileplerinde kömürün istif edilme süresini asgarîye indirmek için, ambar ağızları çok büyüktür. Ambarların kapanması, uzun bir süre, enlemesine konulan madenî putreller üzerine yerleştirilen ağaç kapak tahtaları ile sağlanırdı. Kapakların üstünden ambara su sızması da, katranlı bırandaların kapak üzerine geçirilmesiyle önlenirdi. Bu usul yavaş yavaş bırakılmakta, madenî kapaklar kullanılmaktadır; bunlar hem daha pratik, hem daha az insan gücüne ihtiyaç gösterir.
— Etnogr. Ambarlar, bazen yer seviyesinde yapılırsa da daha çok besi maddelerini hayvanlardan ve ıslaklıktan korumak için yükseğe kurulur. Topraktan yapılmış büyük küpler (kabil akufileri) veya arı kovanlarına benzeyen sepetler biçiminde (Doğu Afrika) veya evin üstünde bir kule biçiminde de (Dogon) olabilir. Kazıklar üzerine oturtulmuş, tahta veya topraktan, tek başına yapılan ambarlar en yaygın ambar biçimidir (Kuzey Avrupa, Zenci Afrikası, İndonezya, Güney Amerika).
— Huk. Deniz Ticaret hukukunda, gönderilen malın alınmasında gecikilirse, kaptan malı bir umumî ambara tevdi edebilir. (Türk Tic. kn. md. 1057. Konşimentonun birden fazla hâmili aynı zamanda müracaat ederse, kaptan malı bir umumî ambara bırakmağa mecburdur (md. 1103). Ambarlara bırakılan mallar üzerinde, taşıma ücretinden doğan rehin hakkı devam eder (md. 1123).
— Mad. oc. Cevher, ayağın altından sürülmüş bir galeriden çekilerek alınır. Bu metodun uygulanabilmesi için damar eğiminin fazla, damar tavası ve tabanının sağlam, cevherin sert olması ve taban üzerinden kayması gerekir. Birçok demir ocağı bu şekilde işletilir.