ZİRAAT

Amerika Birleşik devletlerinin geniş ziraat toprakları iklim şartlarına uymuştur; 100. meridyenin batısında ziraat, kendini iklimin oyunlarına bırakmış ve kaderini sulamaya bağlamıştır. (Kaliforniya, hayvancılığın ziraatle birlikte yürüdüğü Kayalık dağlar iç havzaları.) Bu sınırın doğusunda, Amerikalıların bel ts (kuşaklar) adını verdiği ziraat havzaları sıralanır.

• Büyük Göller bölgesinden Yeni İngiltere'ye kadar, otlaklar ve sütü için beslenen hayvanlar bölgesi uzanır. Büyük Göller'in çevresinde, Chicago'yu kuşatan kalabalık şehirler topluluğu dışındaki geniş topraklarda tarım alanları, turfanda sebze ve meyve yetiştiren bahçeler görülür. Güneye inildikçe, ziraat, yerini hayvancılığa, süt ve sütlü mamullere bırakır. New England'da çiftlik ve köyler, tarla ve otlaklar arasına serpiştirilmiş durumdadır. Bu dağılışa uygun olarak iktisadî hayat, bölgelere göre birbirinden farklı özellikler gösterir (sebze, meyve, süt, krema).

• Büyük ovalarda, Kanada sınırından Arkansas'a kadar buğday ziraatı (Wheat Beli) hâkimdir. Bölgenin kuzeyinde ilkbahar buğdayı yetiştirilir. Buğday, daha da güneye iner, hattâ komşu mısır bölgesine de sokulur.

• Aşağı Missouri ve Orta Mississippi havzaları ülkenin büyük mısır bölgeleridir (Corn Beli). Ziraata ek olarak domuz beslenir.

• Arkansas'ın güneyinde, Tennessee'den Kuzey Carolina'ya kadar pamuk bölgesi (Cotton Beli) uzanır. Pamuk, eski tarlaların ihtiyarlayarak kuvvetini kaybetmesi, parazitlerin çoğalması ve bunun yanı sıra Avrupa pazarlarından gelen taleplerin her yıl biraz daha artması sebebiyle, XVIII. yüzyıldan bugüne, doğudan batıya kayarak yer değiştirmiştir. Bugünün en geniş ve verimli pamuk tarlaları Mississippi'nin alüvyon ovaları ve Teksas çevresinde toplanmıştır. Fakat, bölgedeki sadece pamuğa dayanan tek çeşitli ziraat, son on yıldan beri, astropikal özellikleri olan bir çeşitli ziraat sistemine yerini bırakmış gibidir (yer fıstığı, soya, hayvancılık için otlak ekimi).

• Atlantik sahili ve Meksika körfezi kıyısı boyunca tropik ziraat kuşağı uzanır (pirinç, şekerkamışı). Florida'nın, geniş portakal, limon v.b. bahçeleriyle bölgede ayrı bir özelliği vardır.

Amerikan ziraatının belirleyici özellikleri, ürün bolluğu ve insan emeğinin asgarîye indirilmiş olmasıdır. Amerika Birleşik devletleri, üretimin tüketimi çoktan aştığını bilmekte, fakat buna rağmen dış pazarlara satmak için üretimi artırmağa devam etmektedir.

Amerikan ziraatı, bugünkü durumuna gelinceye kadar tehlikeli devrelerden geçmiştir. Sadece tahıla dayanan tek çeşitli ziraat sistemi, ziraat bölgelerinde toprağın yoksullaşması gibi büyük bir tehlike yaratmıştır. Güneyde, eskimiş ziraat tekniğinde inatla ısrar edilmesi, bir toprak emekçi sınıfının doğmasına yol açmıştır; sonra 1929 dünya iktisadî buhranı, bu emekçi sınıfını Pasifik kıyısına itmiştir.

Ziraat, günümüzde modernleşmiş, ilmî esaslara bağlanmıştır; ama buna rağmen, iklim şartlarına tabi olmaktan kurtarılamamıştır. Bu durum, çoğu zaman hükümetleri zor durumda bırakır. 1933'te uygulanmasına baslanan ilmî tedbirler, ziraatı tehdit eden rizikoları ortadan kaldıramamış, güneyde hüküm süren sefalete çare bulamamıştır, ölçüleri aşan üretim, her zaman istenilen zenginlikte açık pazarlar bulamamaktadır. Art arda alınan bol ürünler, başka ziraat ülkelerinin rekabeti yüzünden ihracatın azalması, silolardaki stokların kronik artışını kolayca izah eden sebeplerdir. Bu durum, devleti yeni bir formül bulmağa ve ürün fazlasını üreticiden özel bir «destekleme fiyatı» karşılığında almağa zorlamıştır.

• Gayri safî millî hâsılada tarımın payı, 1958'in yüzde 5'ine oranla 1966'da yüzde 3,7; sanayinin payı ise 1958'in yüzde 34'üne karşılık yüzde 37,3'tür. Bununla birlikte ziraî üretim, 1958-1965 döneminde yüzde 12-15 oranında arttı. Birleşik devletler, dünya devletleri arasında mısır, pamuk, tütün (1958'den bu yana üretimleri yüzde 20'yi aşan bir oranı bulmuştur) bakımından birinci sırada gelmektedir. Büyükbaş hayvan sayısı 10 milyon arttı, buğday üretimi ise 25-31 Mt. arasında durakladı. Yapısal bakımdan, işletmelerde toplaşmalar sürüp gitti. Bunların sayısı 1967'de 3 200 000'den aşağı idi (yılda 130 000 azalmaktadır). Oysa çiftliklerin ortalama olarak yüzey ölçüsü artmış, 1959 ile 1966 arasında 105'ten 143 hektara yükselmiştir. 1966'da tarım kesiminde yalnız 4 milyon insan (aynı yılda, sayısı 75 milyonu geçen faal nüfusun hiç değilse 15'te biri) çalışıyordu.

Amerikan sanayii, çok uygun olan tabiî şartlardan büyük fayda görmüştür. Gerçekte enerji kaynaklan ve madenler çok zengin ve çeşitlidir.

• Enerji kaynakları. Kömür. Birleşik devletler yılda ortalama 400 ile 600 milyon ton arasında maden kömürü üretir. Bu miktar, dünya maden kömürü üretiminin üçte birini geçmektedir. Kömür rezervleri dev rakamlara varmıştır (200 milyar ton). Başlıca kömür yatakları kuzeydoğuda ve Apalaş dağlarındadır. Apalaş dağları, Pennsylvama kuzeyinden Alabama'ya kadar uzanan (1200 km.) ve Amerikan kömürünün yarısını elde eden zengin yataklara sahiptir. Büyük ovalar bölgesinde, ortabatı (towa, Missouri, Kansas) ve ortadoğu (Illinois, İn diana) havzalarında kömür üretimi çok yüksek rakamlara varır. Kayalık dağlar etekle rinde daha az önemli yataklar vardır (Montana, Wyoming, Colorado). Kömürün çıkarılması çok uygun tabiî ve jeolojik şartla içinde yapılır; tabakaların sıralanışı ve kalınlığı makinelerin kullanılmasına elverişlidir; bu sayede de verim yüksek olur.

Petrol ve tabiî gazlar. Birleşik devletler, dün ya petrolünün üçte birini üretir. Fakal buna rağmen, Venezüela'dan ve Ortadoğu ülkelerinden petrol satın alır. Başlıca petrol yatakları değişik bölgelere serpilmiştir: Kaliforniya (Los Angeles çevresi), Middle Continent (Kansas, Missouri, Oklahoma) ve nihayet Meksika körfezi (Teksas, Louisiana). Güney, petrol üretiminden büyük faydalar sağlamıştır. Şehirleşme hareketi ve büyük sanayi bölgelerinin kuruluşu petrol üretimine ve petrole bağlı yan sanayilerin gelişmesine ayak uydurmuştur. Meksika körfezinden Kansas'a kadar, nüfusları 200 000'i aşan mantar şehirler sıralanır: Fort Worth, Dallas, San Antönio, Tulsa. Bu petrol havzasının merkezi Houston bölgesidir. Meksika sınırından New Orleans'a kadar, Meksika körfezi kıyısında petrol rafinerileri yer alır. Geniş bir pipe-line örgüsü ve bütün bir tanker filosu bu petrolü kuzeydoğunun sanayi merkezlerine taşır. Petrol üretimi ölçüsünde elde edilen tabiî gazlar da sanayi bölgelerine pipe-line'larla gönderilir ve özellikle kimya sanayiinin ham maddesini teşkil eder.

Elektrik enerjisi. Amerika Birleşik devletleri, yılda ortalama 900 milyar kw. ile, dünya elektrik üretiminin yarısına yakınını elde eder. Üretimin üçte ikisini sanayi bölgeleri, limanlar ve komur havzalarındaki termik santrallar verir. Birleşik devletler, sahip olduğu hidroelektrik potansiyelin pek az bir kısmını kullanmaktadır, özellikle değerlendirilen iki bölge vardır: Tennessee vadisi ve Kayalık dağlar bölgesi (Colorado, Sacramento, Columbia).

Nükleer enerji. Durmadan devam eden bir gelişme halinde, özellikle iki bölgede, Tennessee (pak Ridge) ve Ohio çevresinde dev bir sanayi olarak yerleşmiştir.

• Madenler. Birleşik devletlerin demir üretimi, dünya demir üretiminin yarısını bulur. Başlıca demir yatakları Superior gölü çevresinde toplanmıştır (Vermillion, Mesabi, Marquette, Fillmore v.d.). Bu yataklarda çok değerli ve kalın maden damarları rahatlıkla işlenmektedir. Diğer demir havzaları, Missouri'de (tron Mountain), Apalaş dağlarının kuzey ve güney eteklerinde, Teksas'ta (Red River kıyısı), Kayalık dağlarda (Hartville, [Wyoming], İron Springs [Utah], Eagle Mountain [Kaliforniya]), bulunmaktadır. Birleşik devletler, dünyada en çok bakır üreten memlekettir (Montana, Arizoha, Utah). Çinko, kurşun, kükürt, magnezyum ve molibden üretiminde de dünya rekoru. Birleşik devletlere aittir. Bunların yanı sıra, önemli miktarlarda fosfat, boksit, altın ve gümüş de elde edilir.

• Sanayi. Amerika Birleşik devletleri sanayiinin belirleyici özellikleri, üretimin dev rakamlara ulaşması ve sanayi dallarının çok çeşitliliğidir. 300 000'i bulan tesislerde 13 500 000 işçi çalışır: çelik sanayii, dünya çeliğinin yaklaşık olarak üçte birini üretir. Makine, kimya, tekstil ve besin sanayii, bütün dünya devletlerindeki rakamları geride bırakan çok büyük verim sınırlarına varmıştır. Sanayi merkezleri özellikle birkaç bölgede toplanır.

Kuzeydoğu. Kuruluşundan bu yana sanayi ile yaşayan bu bölge, çevresindeki kömür ve demirden çok faydalanmıştır.

Güney. Geçen yüzyılda sadece ziraat ile yaşayan güney eyaletleri, yirmi yıldan beri sanayii çeşitli merkezlere dağıtmak politikası, insan emeğinin öteki bölgelere göre daha ucuz olması, Tennessee bölgesindeki sanayileşme ve nihayet petrolün işlenmesi sayesinde çok değişmiştir. Hızla gelişen tekstil sanayii pamuk bölgelerine, kimya sanayii ise petrol havzalarına sokulmaktadır.

Pasifik kıyısı. Bu bölge de çeşitli merkezlere yayılmayı hedef tutan bir gayretle sanayileşmiştir.

Amerikan sanayiinin dünya sanayiindeki payı gittikçe artmaktadır. Yapı bakımından sanayi, üç önemli alanda (petrol, kimya; elektrik; otomobil) isletmelerin son derece büyüklüğü ile kendim gösterir. 1966'da iş hacmine göre sınıflanan ve dünyanın basta gelen yirmi şirketi arasında yalnız Royal Dutch Shell (4. sıra) ile Unilever (7. sıra) amerikan işletmeleri değildir. Amerikan işletmelerinin büyüklüğü, araştırmalara ayrılan masrafları (ve rantabılıteyi) karşılamada etkili olmaktadır. Büyük ölçüde, devletin paraca desteklediği araştırmalar, 1963-1964 arasında, brüt millî ürünün yüzde 3,4'ünü (adam basma 110 dolardan fazla) kendine çekiyordu. Gayrı safî millî hâsılanın bu işe yatırılan yüzdesi, Ortak pazar devletlerinde 2'den aşağı idi (memleketlere göre adam başına 6-27 dolar). Aradaki tark, amerikan ve avrupa sanayilerini birbirinden ayıran teknolojik farkı (technologıcal gap) açıklamaktadır. Bu fark, ıkı iktisat arasında daha önceden yer alan ayrılığı arttırmakta, amerikan sanayiinin avrupa sanayii üzerine el koymasını kolaylaştırmaktadır. Sanayi ürünlerinin toplamı, 1958 ile 1966 arasında üçte iki oranında toptan bir artış gösterdi. İlerleme, özellikle çok geniş bir enerji temeline dayanan kimya, elektrik ve metalürji alanında hızlı oldu. Kömür üretimi 390 milyon tondan 487'ye, tabiî gaz üretimi 312'den 485'e, petrol üretimi ise 331'den 411 milyon tona (ayrıca 100 Mt. dış ülkelere, özellikle, Venezuela'ya ihraç edildi) yükseldi, ürün artısı ile birlikte, enerji bilançosunun terkibi de değişti: bu bilançoda, 1966'da petrol yaklaşık olarak yüzde 43,5; tabiî gaz yüzde 34,5; katı yakıtlar yüzde 20 oranındadır. Hidroelektriğin payı çok azdır (yüzde 1,7); nükleer kaynaklı elektriğin payı da şimdilik önemsizdir (yüzde 0,1). Elektrik üretimi, 725 Twh. tan 1 248'e çıktı (dünya üretiminin üçte birinden fazla). Modern iktisadın temeli olan enerji alanında, A.B.D.'nin üstünlüğü ezicidir. Dünya nüfusunun ancak yüzde 6'sını bir araya getiren Birleşik Amerika, 1965'te dünya enerjisinin yüzde 31'ini üretmekte, yüzde 34'ünü tüketmekte idi.

Diğer madenler sanayiinde de, 1958'den bu yana iktisadî ilerleme, çoğu zaman gösterişli oldu. Bakır üretimi yüzde 50, çinko yaklaşık olarak yüzde 50 (550 000 t.) oranında arttı. Bu madenlerle ilgili metalürji, daha az ölçüde olmakla birlikte, bu gelişmeyi takip etti. Boksit üretimi 2 milyar tonda dondu, ama ihracat, alüminyum üretiminin (ilk ergime) 1,4'ten 2,7 Mt. a yükselmesini sağladı. Demir maden filizlerinin işletilmesi (içindeki demir bakımından) 37'den 48 Mt. a yükseldi. Bu da çelik sanayiinin bir başka planda (askerî istekler planında) gelişmesine yol açtı. Çelik üretimi 1958 ile 1963 arasında 100 Mt. nun altında (1956 ve 195? de aşılan seviye) kaldı.

Transformasyon metalürjisinde, otomobil yapımı hep önde gelmektedir. Üretim, 1958 ile 1965 arasında (1966'da hafif bir alçalma göstermeden önce) binek arabaları bakımından olduğu kadar (1965'te 9,3 milyondu), yük tasıma araçları bakımından da (1,8 milyon) iki misline yükseldi. Kimya sanayiinde, plastik madde üretimi yarıdan fazla bir artış gösterdi; büyük asitlerin üretimi (asit sülfürik, klorhidrik, nitrik) en az yüzde 50 arttı. Sentetik kauçuk için de durum aynıdır. Sentetik elyafa gelince (bunları kimya sanayiine bağlamak daha akla uygundur), 1965'te sunî elyaf üretimini geçerek, 1966'da hemen de beş misline çıktı. Hepsinin tutarı (yün ipliği gibi üretimi fiilen durgunlaşan) pamuk ipliğininkine yaklaştı. Şeker üretiminin gelişmesi de dikkate değer: Küba olaylarına bağlı olarak, 2,5'ten 4 Mt. a çıktı. Ülkenin iktisadî coğrafyasında sanayi üretiminin artmasına paralel bir değişme olmadı; bunun sebebi yeni birimler kurmaktan kaçınılarak eldeki üretim potansiyelinin giderek daha çok kullanılmasıydı.