NUFUS
Amerika Birleşik devletlerinin nüfusu, haziran 1967 sayımına göre 199 118 000'dir. Bu sayı, her yıl ortalama 3 milyonluk bir artış gösterir. Nüfus artışının sebebi, yıllık doğum ortalamasının yüksekliğidir; muhaceret, amerikan nüfus siyaseti için bir mesele olmaktan çıkmıştır.
Bugün Birleşik devletler nüfusunun yüzde 90'ı beyazdır. Geri kalan yüzde 10'unu Zenciler, Asyalılar ve kızılderili Yerliler teşkil eder. Toplu göçlerle Birleşik devletlere son yüzyılda 40 milyon yabancı geldi. Bu göçlerin hareket noktası, XIX. yüzyılın siyasî ve iktisadî buhranlarıyle büyük sarsıntılar geçiren ihtiyar Avrupa ülkeleridir. Birleşik devletlerin anglosakson halkı, böylece önce İskandinavyalılar ve Almanlarla, sonra Akdenizli ve Doğu Avrupalı halklarla karışmıştır. Yeni keşfedilmiş ülkenin geniş ve bereketli, sahipsiz toprakları bu ümitsiz insanları çekiyordu. Demiryollarının inşası Batı'ya göçü daha da hızlandırmıştı (1850-1860 yılları arasında 20 000 km. demiryolu). Altın yataklarının keşfinden sonra göçler bu defa Kaliforniya'ya doğru aktı. Böylece kıtanın iki sahili, Atlantik sahilinin tercih edildiğini gösteren bir dağılışla kısa zamanda merkezîleşmiş, kalabalıklaşmıştı. Amerikan iç savaşı, savaşın ganimetini Kuzey'e bırakarak sona erince, insan gücü bu defa Kuzey'e aktı. Bu yeni ve cömert ülkeye yapılan göçler, memleketin iktisadî durumu ile sıkıca ilgili bir dalgalanma gösteriyordu; göç, 1870-1871 yıllarında en yüksek noktasına vardı, 1879'larda azaldı (Süveyş kanalının açılışı gibi bazı dış sebeplere bağlı olan 1873-1879 malî krizi yüzünden). 1880'lerde yeniden artış başladı ve göçler 1887 ile 1893 arasında en yüksek noktasına vardı. Yüzyıl sonundaki büyük kriz, muhacereti bir daha durdurdu. Fakat Birinci Dünya savaşı arifesinde göçmen sayısı yeniden yükselmeğe başladı. Bu savaş, Amerika Birleşik devletleri sınırları içindeki göçmen halk arasında bazı hâdiselere yol açtı; ayrı ırktan, ayrı milletten göçmenlerin bir arada yaşaması çok zorlaşmıştı. Sonunda hükümet tedbir olarak göçleri durdurdu (1868, 1882 ve 1907 kanunları). Çinli ve Japonların amerikan topraklarına girmesi menedildi. Beyaz ırktan olanlar da, 1917-1921 ve 1924 kanunları ile aynı yasaklara boyun eğmek zorunda kaldılar; fakat bu tedbirler, 1921'den 1930'a kadar olan kısa süre içinde amerikan topraklarına 4 milyon yabancının yerleşmesine engel olamadı. Yeni gelenler çoğunlukla doğudaki şehirleri ve Orta Amerika yaylalarını tercih ediyorlardı. Batıda altın arayıcılığı, XIX. yüzyıl sonunda kısa süren gelip geçici bir kalabalık yaratmaktan ileri gidemedi.
Bugün, Amerika Birleşik devletlerine göç edenler (İkinci Dünya savası sonrasının ülkesiz insanları) en çok siyasî şartların zorlamasıyle geliyor, büyük şehirlere yerleşiyor ve şaşılacak bir kolaylıkla, «federasyonun potasında» eriyerek Birleşik devletler halkıyle kaynaşıyorlar.
• İnsan unsurunun gelişmesi. Bugünkü Amerika Birleşik devletleri nüfusundaki artış, doğumların artışı ile ilgilidir. Bunun yanı sıra, yıllık ölüm oranı da her geçen gün biraz daha azalmaktadır (yüzde 9,5). Doğum oranı XIX. yüzyıl başından itibaren düşmüştür: 1880 yılı civarında binde 35; 1930 yıllarında binde 19,7; 1941-1947 arasında gitgide yükselmiş (binde 25,7) ve 1960'larda binde 24-25 arasında bir orana varmıştır. Bu artış, Birinci Dünya savaşı sonunda Amerika'ya göç etmiş olan Avrupalıların çocukları ve torunlarının ülke nüfusuna katılmasıyle de izah edilebilir.
Son gelişmeler
1958'den 1967'ye kadar nüfus, tabiî bir artışla 170'ten 200 milyona yükseldi. Bu artış, doğum oranında hissedilir derecede azalmaktadır. 1958 ile 1966 arasında doğum oranı, binde 24,3'ten binde 18,8'e düştü, ölüm oranı ise, aynı dönemde, binde 9,5 dolaylarında kaldı. Nüfus artışındaki bu yavaşlama, 1965'te kotalar kanununun yürürlükten kaldırılmasıyle A.B.D.'ye göçlerin artması sayesinde (1962-1965 arasında 300 bin dolaylarında) dengelenebilir. Aralık 1965 ile Haziran 1966 arasında, A.B.D.'ye göç eden İtalyan ve İspanyolların sayısı, daha önce tespit edilen kotanın dört mislini, Portekizlilerin ve Yunanlıların sayısı da 20 mislini buldu. Coğrafya bakımından Kaliforniya, hızlı bir iktisadî gelişme ile, 1964'te Birlik'in en kalabalık eyaleti olarak (18 080 000 kişi) New York eyaletini (17 914 000 kişi) geride bıraktı.
• Sosyal ve demografik problemler. Nüfusun devamlı bir akıntı halinde oluşu ve köklü bir yerleşmenin başarılamaması Birleşik devletlerde insan unsurunun özelliklerinden biridir. 1940-1947 Yılları arasında 10 milyon amerikan vatandaşı yurt sınırları içinde yer değiştirmiştir. İç göçlerin yönü daima doğudan batıya olmuştur; fakat bugün göçlerin başlangıç bölgesi, geçen yüzyılda olduğu gibi doğu şehirleri değildir. Devamlı bir hareketle nüfus akısına sahne olan bölge, artık Birleşik devletlerin orta oyalarıdır. Bu geniş ziraat topraklarında dünün toprak sahipleri, mahsulün alıcı pazar ve yüksek fiyat bulamaması, stokların birikmesi ve nihayet ziraatın makineleşmesi gibi sebeplerle ağır ağır erimiş, yoksullaşmıstır. Son yüzyılın yarısında batı şehirleri gözle görülür bir gelişme göstermiştir. Bunun yanı sıra, kuzeyden güneye ve güneyden kuzeye akan iki zıt göç akıntısı da amerikan halkını dalgalandırmaktadır; kuzeye akan göç, kuzeydeki sanayi bölgelerinin insan gücü talebiyle izah edilebilir. Zaten bu bölgede, küçük arazi sahiplerinden meydana gelen istikrarlı bir topluluk vardır; güneye akan göç ise, kuzeye kadar çekici olmayan eski güneyin sanayileşmesine ve temelinden değişmeğe başlamasına bağlanabilir. Bu akis, toprak isçisini Birleşik devletlerin iç ve orta eyaletlerinden sanayi bölgelerine götürmektedir.
Zenci meselesi, şüphe yok ki Birleşik devletler hükümetlerini çok zor durumda bırakan en önemli meselelerden biridir. Irk anlaşmazlığı yanında, meselenin gerçek sebebi, belki de düşük ücretlerle çalışmayı kabul eden ve beyaz işçinin katlanamayacağı hayat şartlarına razı olan bir yeni isçi sınıfının ortaya çıkması korkusudur. Zenciler, çoğunlukla güney eyaletlerinde yasayan ve bu bölgelerde toprağa bağlı köleler sıfatıyle çalıştırılmış zenci esirlerin torunları olan 15 milyonluk bir kalabalıktır. Kuzeybatı şehirleri, XIX. yüzyıl sonundaki sanayileşme sırasında ye XX. yüzyıl başında, pamuk ekimindeki büyük buhran sırasında bu kalabalığın bir kısmını kendine çekmiştir. Güneyde Zencilere karşı olaa düşmanca tutum da, kuzeye akışa yol açan sebeplerdendir. Kuzeybatı şehirlerinde Zenciler, sıkışık olarak bazı mahallelerde ve Beyazlardan ayrı yaşarlar. (New York, dünyada, zenci sayısı en kalabalık olan şehirdir.) Zenci düşmanlığı konusunda, güney kadar haşin davranmayan kuzeyde, Zencilere nispeten daha rahat yaşama şartları sağlanmıştır. Fakat bu bölgelerde bile siyah ırktan Amerikalılar, bazı siyasî ve medenî hakları kazanmış olsalar bile, amerikan toplumuna kabul edilmiş sayılmazlar. Güneyde ise bu gelişme çok daha zor ve çok daha yavaş olmaktadır.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla