1865-1914 yılları arasında Amerika Birleşik devletleri, Güneylilerin tepkileri

• Yeniden kurulma (1865-1874). Kuzey-Güney savasının ilk sonucu, Iincoln'un tereddütlerine, bakır başlılar (copper heads) denilen kuzeyli bazı demokratların muhalefetine rağmen köleliğin kalkması oldu. Bu konuda 22 eylül 1862'den beri yapılan hazırlıklar. 1 ocak 1863'te uygulanmağa başlandı. Anayasada yapılan 13 değişikliğin kabulü ile de esaret, 31 ocak 1865'te bir kanunla kaldırıldı. Lincoln, 14 nisan 1865 zaferinden beş gün sonra katledilmemiş, yerine kişiliğini ordu ve kongreye kabul ettirememiş olan zayıf mizaçlı güneyli bir demokrat olan Andrew Johnson başkanlığa gelmemiş olsaydı (1865-1869), esaretin ilgasının kabulü ve Siyahların Amerika birliğine katılmaları belki yeni çatışmalara yol açmadan mümkün olabilirdi. Lincoln, 3 aralık 1863 tarihli bildirisinde, «anayasaya ve esirlerin hürriyete kavuşmaları konusundaki kararlara saygı göstermeğe yemin edecek olan bütün Güneyliler hakkında genel af çıkaracağını ve Güneylilerin sadece yüzde 10'u bu yeminlerini yerine getirdikleri takdirde kendilerine kendi hükümetlerini seçme hakkı verileceğini» vaat etmişti. Aralık 1865'ten sonra yalnız Texas bu teklifi reddetti, buna karşılık on güney eyaleti teklifi kabul ederek hükümetlerini kurdular. Bunun üzerine cumhuriyetçilerin müfrit ve çetin mizaçlı mensuplarından Thaddens Stevens ile Philadelphia bankacılarından Jay Cooke ve bunlar tarafından yönetilen radikaller, Güneylilere daha ileri teklifleri (mutlak ırk eşitliği gibi) kabul ettirmek istediler; çünkü bunlar bir gün Güneyin ve Batının Kuzey ve Doğuya, karşı birleşmesinden çekiniyorlar, tarımcı Güney ve Batının çıkarlarına karsı Kuzey ye Doğunun sınaî gelişimi için kendilerine gümrük himayesi istiyorlardı. Bu radikaller kongreye hâkimdiler, onun için Güney'in durumu ile ilgili ve Güney'in aleyhinde dört yeni kanun çıkardılar: 1.. Bir Hürriyete Kavuşanlar bürosu (Freedmen's bureau) kurdular. Bu büro, hükümetin Güneylilerden müsadere ettiği topraklardan aile başına 2 hektar kadarını (şubat 1866) Zencilere kiralamak veya satmak yetkisini aldı. 2. Anayasanın 14. tadil teklifi ismini alan bir değişikliği oylattılar ve eyaletlerin borçlannı affederek, onların kongredeki temsil yeteneğini oy verme imkânından yoksun insanlar oranında azalttılar. Üstelik Kuzeye karşı ayaklanmış ve savaşa katılmış olan memurların da siyasî haklarını ellerinden aldılar (13 haziran 1866). 3. 2 Mart 1866'da Great Reconstruction act ismini alan bir kanunla, 1865'te Andrew Johnson'un kurmuş olduğu güneyli hükümetlerin hepsini lağvettiler. Bunların yönetimi geçici fakat süresi belli olmayan bir zaman için general Grant'a bağlı beş kumandana verildi, bu devletlerin kongrede temsil hakkını kullanmaları her devletin, 14. tadil ile zencilere oy hakkı tanınması meselesinin peşin olarak kabul etmeleri şartına bağlandı. 4. Nihayet 1869'da, Anayasada bir 15. tadil teklifini kanunlaştırarak, oy kullanmada her türlü renk ve ırk farkını ortadan kaldırdılar. Bu tadil teklifini yalnız Georgia kabul etmedi. Bu dönemin kapanmasından (1869-1870) bir yıl sonra bir üçüncü dönem başladı. Bunun sebebi, Georgia'nın daha önce bu karara hayır demiş olmasıydı (ocak 1871). Sıraladığımız dört kanun, kendilerine karşı olan ve boş yere suçladıkları Andrevv Johnson'un yerine, Ayrılık savası kahramanı general Grant'ı radikallerin başkanlığa getirmeleri dolayısıyle uygulandı. Fakat kısa bir süre sonra bu uygulama da olumsuz sonuçlar vermeğe başladı; çünkü 14. tadil teklifinin kanunlaşması, Güney'deki bütün siyasî personelin görevden uzaklaşmasına yol açtı. Onların boş bıraktıkları bu mevkileri, mürtekip kuzeyli siyasetçiler aralarında paylaşıverdi. Carpet-Baggers ismini alan bu politikacılar, zenci seçmenlerin desteği sayesinde milletvekili ve vali seçildiler. Bunlar meşru olmayan yollarla kısa zamanda zenginleştiler ve çoğunluğu okuma yazma bile bilmeyen radikallerin desteğini kaybetmemek amacıyle millete çok pahalıya mal olan bir siyaset güttüler. Buna karşılık Demokrat partili üreticiler, bu tutuma tepki göstererek beyaz kamelya şövalyeleri (Ku-Klux-Klan) gibi birtakım gizli dernekler kurarak muhalefete geçtiler (1866). Bu derneklerin üyeleri Carpet-Baggers demlen kuzeyli siyasetçilerle, bu konuda kendileriyle beraberken sözlerinden dönmüş olan Scalawags'lara yani döneklere saldırmağa başladı. Zencileri oya katılmaktan alıkoymak için korkutma, yıldırma, hattâ linç çarelerine baş vurdular. Bu tedhiş usulleriyle ve Ku-Klux-Klan gizli derneğinin 1871'de resmen kapatılmış olmasına rağmen, 1872 kanunuyle büyük ölçüde affa uğramış olan Güneyliler, 1874 tarihinden sonra kendi meclislerinde çoğunluğu ve kontrolü yeniden elde etmeğe başladılar. Kazandıkları iktidarı ellerinden kaçırmamak için de 1885-1890 arasında, tedbir olarak olağanüstü kanunlar çıkarmağa başladılar. Anayasa ye onun tadillerine önem vermeden Zencileri oy hakkından yoksun bırakmanın yolunu aradılar (Anayasa ve onun tadillerinde ırk farkı gözetilmeksizin herkese eşit oy verme hakkı tanınıyor, yine oy vermek için Amerika vatandaşı bir büyükbabaya veya 1861 tarihinden önce oy hakkı olan bir babaya sahip olmak, okuyup yazma bilmek veya Anayasayı anlamak gerekiyordu. Taşıt araçlarında, okul ye tiyatrolarda, ırk ayırımı başladı. Böylece Güney yeniden eski hale dönmüş oldu.

• Amerika'nın iç gelişmeleri (1874-1914). Güney ve Kuzey arasındaki savaş, Amerikanın ekonomisine ağır zararlar vermişti. Pamuk ekim alanları tahrip edilmiş, büyük savaş borçları yapılmış ve sert enflasyonist bir buhran meydana gelmişti: Güney'de 1865'te para, değerinden yüzde 98,4 oranında kaybetmiş; Kuzeyde ise zoraki tedavüllü ve kıymeti devletçe tespit edilen kâğıt para (green baeks) çıkarılmıştı. Büyük pamuk çiftliklerinin yeniden kurulması uzun süreli bir isti ve ancak tarlaların parçalanması veya bir çeşit ortakçılık metodu uygulanarak eski kölelerin çalıştırılmasıyle başarıya ulaştırılabildi. Savaş borçları kısa vadeli bonoların uzun vadeli hazine bonoları haline çevrilmesiyle tasfiye yoluna girdi. Bunların faizleri gümrük tarifelerinin yükseltilmesi ve faizlerin green backs yani kâğıt parayle değil de madenî parayle ödenmesi sebebiyle halkın isine yarar hale sokuldu. Enflasyonun sembolü olan green back'ler. 1879'da tedavülden kaldırıldı. Bu arada kuzeyli üreticiler borçlarını bu kıymetsiz para ile ödemenin yolunu buldular. Green backs'lerin altın'a çevrilmesi, Avrupa iktisadî krizinin Amerika'ya uzandığı 1873 tarihine rastlar. Bu kriz, Philedelphia'daki Jay Cooke bankasıyle 5 000 ticaret kurumunun (eylül) iflâsına yol açtı. Kuzeyli ve doğulu sanayicilerin tutumu; işsizlik, Amerikaya akın eden göçmenlerin rekabeti yüzünden kuzeyli işçilerle bimetalizme alışmış olan batılı çiftçiler; cumhuriyetçi aday Hayes'in 1876'da büyük zorluklarla seçilmesinden sonra bile, bunlar Bland act (1878) ile kısmen tatmin edilmiş olmalarına rağmen demokrat muhalefet saflarına sürüklendi. Hükümet çevrelerindeki karışıklığa rağmen (general Grant'ın özel sekreterinin de isminin karıştığı viski rezaleti 1878), cumhuriyeçilerin zorlukları yenerek ekonomiyi hızlı bir tempo ile geliştirmeleri mümkün oldu. Nüfusun hızla artması ve Homestead act (1862) ile her göçmene toprağı beş yıl süre ile ekip biçmesi halinde yaklaşık olarak 8 hektar toprak verilmesi de bu gelişmede etkili olur. 1870-1880 Arasında 3 milyon, 1880-1890 arasında 5 milyon, 1890-1900 arasında 8 milyon, 1900-1910 arasında 8 milyon 800 bin, 1910-1914 arasında da 4 milyon 200 bin muhacir Amerika'ya geldi ve yerleşti. Bunların onda dokuzu avrupalıydı. 1905'ten sonra göç temposu yılda bir milyona yükseldi. Böylece Birleşik devletlerin nüfusu 1870'te 38 milyon iken 1880'de 50, 1890'da 76 ve 1914'te de 95 milyon oldu. İktisadî gelişmenin bir başka sebebi de kuzey ve doğudaki sanayinin iç savaş esnasında üretimini çok arttırmış olmasıydı.

Madenciliğin ve ağır metalürji sanayiinin gelişmesi, demiryolu şebekesinin genişlemesine yol açtı. 1869-1872 Arasında 40 bin kilometre demiryolu yapıldı, 1887 yılına kadar Amerika kıtasını Atlantik'ten Pasifik'e bağlayan 3 demiryolu daha inşa edildi. 30 Bin kilometrelik nehir nakliyatı şebekesinin teçhizatı tamamlandı. Böylece Amerika Birleşik devletlerinin iskân meselesi de hız kazandı. Hattâ kıymetli madenlerin kaynağı Kayalık dağlarda bile yeni eyaletler kuruldu. Sınırlar kalktı ve imhadan kurtulmuş olan bazı kızılderili kabileler Oklahoma'ya yerleştirildi. Ziraat, iç fethin sona ermesinden pek faydalandı. 1870-18 80'de 800 000 kms.ye yakın toprak, tarıma elverişli hale getirildi ve yüzyılın sonunda 4 milyon hektardan fazla arazi sulanarak ekildi. Federal hükümetin veya eyaletlerin hükümetlerince desteklenen ziraatçılar, ayrıca sınaî teknik ilerlemelerden de faydalandı (özellikle 1880'den sonra geniş çapta makineleşme; 1882'den itibaren gemi inşasına, 1890'dan sonra da soğutma vagonlarının yapımına başlanması, böylece hayvancılıktan elde edilen ürünlerin değerlendirilmesi); bundan sonra tahıl üretiminde dünya rekoltesinin yüzde 30'unu (1880), pamukta da yüzde 60'ını (1890) sağlayan amerikan ziraatı, maliyet fiyatlarının yükseldiğini, kârının çoğaldığını gördü. Bununla birlikte hem milletlerarası (üretim fazlası ve Avrupa iktisadî buhranları) hem de iç konjonktüre karşı hassas kaldı; (bankaların ve demiryolu şirketlerinin oynadığı önemli rol; bunlar, Interstate Commerce act (1887) ile yasaklanmışsa da kredi oyunlarıyle, özellikle de ayırımcı vergi tarifeleriyle tarım dünyası üstünde tehlikeli bir baskı yaratmaktaydı. Grangers'lerin hareketi, bundan doğan hoşnutsuzluktan ortaya çıktı. Çabuk çoğalma hızına rağmen, sınaî üretim ziraat üretimini 1890'dan sonra değer bakımından geride bıraktı; sınaî üretimin artmasına sebep, enerji kaynağı olan ham maddelerin (1380'de 63 milyon ton, 1890'da ise 269 milyon ton kömür; 1880'de 26 milyon, 1900'de ise 63 milyon varil petrol) veya madenlerin (Lake Superior'un demir ve bakır madenleri) bolluğuydu, ileri derecede bir makineleşmeyle işçilik maliyetini büyük çapta düşüren metotların uygulaması (standardizasyon, taylorizasyon) Amerikalıların keşif dehasiyle birleşerek (1860-1890 arası 440 000 berat), bu ham maddelerin tüketim mallan haline çabucak tahvilini kolaylaştırdı. Bazı sanayi dalları alabildiğine gelişti; telefon, fotoğrafçılık, otomobil sayesinde Bell, East-mann, Ford gibi adlar ün kazandı, nüfusun hızlı çoğalışı da artmakta olan bir üretime yeni piyasalar sağladı. Yine de bu gibi sonuçlar ancak sanayinin bölgesel ihtisaslaşmasıyle elde edilebilirdi (metalürjinin yüzde 50'si Pennsyivania'da; kadın hazır elbise yapımının yüzde 70'i New York eyaletinde gelişti); en ünlüleri, demiryollarından (George" Jay Gould [1876], Cornelius Vanderbilt) petrol alanından (Rockefeller'in Standard Oil (1882), çelik sanayiinden (Andrew Carnegie ye United States Steel Corporation tröstünün [1901] kurucusu bankacı Pierpont Morgan) v.b. olan, kendi kendilerini yetiştirmiş adamların kurduğu tröstlerde sermaye birikmesi gerekti. Siyasî ve iktisadî hayata (küçük serbest firmaları iflâsa sürüklemek için iç piyasada damping'ın uygulanması) hâkim olan kapitalist çevrelerin bu kudreti, 1870'ten itibaren, önce işçilerin birleşmesine yol açtı. Bu büyük sendikalardan birisi Knights of Labor (İş Şövalyeleri kurumu) idi. Gizli bir dernek olarak 1868'de kurulan bu birlik, teşkilâtın büyük başkanı Powderly ile 1878'de gizlilikten çıkıp açık kimliğine kavuştu. İkinci ve daha önemli olan sendika, Samuel Gompers'in American Federation of Labor'u (A.F.L.) idi. Bu, 1881'de kurulan, Federation of Organized Trade and Labor Unions of America and Canada'nın yerine geçmişti (1886). Her türlü siyasî ideolojiye düşman olan A.F.L. üyelerinin sayısı (1882'de) 50 000 iken, (1900'de) 1 milyona, sonra da pratik bir programın uygulanmasıyle (sekiz saatlik günlük mesai, sendika hakkının tanınması ile) 2 milyona çıktı.

• İktidarın kullanılması (1874-1896). Bütün bu devir boyunca, Cumhuriyetçi parti, çoğunluğun azalmasına ve başkanların kuvvetli kişiliği olmamasına rağmen iktidarda kaldı. Beyaz saraya yerleşen, ama birkaç ay sonra öldürülen Garfield bunun bir istismarıdır denebilir (1881 yazı). Bu parti sıkı bir gümrük tarifesi uyguladı. (1883 Tarifesine göre giyim eşyası, yünlü ve pamuklu kumaşlar üstündeki yüzde 40 gümrük vergisi, 1890 tarihli MçKinley tarif esiyle yüzde 50'ye yükseldi. 1897 tarihli Dingley tarifesi ise bunu yüzde 55'e çıkardı; 1894'te demokratlarca yüzde 40 olarak tespit edilen brüt şeker üstündeki gümrük ise iki misline çıktı.) öte yandan, tek maden usulüne, monometalizme sımsıkı bağlanan cumhuriyetçiler, batının desteğini kaybetmemek için, her ay biriktirmek üzere külçe halinde gümüş satın almağa karar verdiler (14 temmuz 1890 tarihli kanun). Ayrıca, elinde büyük bir bütçe artığı olan başkan Harrison, seçmenleri kazanmak için kuzeyli eski savaşçılara veya ölüm sebepleri ne olursa olsun onların dul kalan eşlerine yüksek maaş bağlayan bir kanunu onaylattı (haziran 1890). Spoils system'in uygulanmasının yıkıcı sonuçlarına ve tröstlerin takviyesinin yol açtığı tenkitlere karşılık, cumhuriyetçi kongre üyeleri, yarışma ile seçilecek olan bir sivil görevin yavaş yavaş kurulmasına (ocak 1883) ve tröstleri devletlerarası ticareti kösteklemekten alıkoymağa (temmuz 1890 tarihli, senatör Sherman'ın Anti-Trust act'i) karar verdi. Durumun gerektirdiği tedbirler, Demokrat partinin faydalanacağı seçmenler topluluğunun duyabileceği ilgisizliği önlemek için alınmıştı. Güneylilerin yenilgisi (1865) ve sonra 1877 de ortaya çıkan Tammany Hail skandaliyle (suistimal, nüfuz kullanma v.d.) tehlikeye düşen Demokrat parti, iktidarı ele geçilemeyecek kadar bölünmüştü; ancak güneyli ve kölelik taraftarı zengin çiftlik sahiplerinin, düşük ücret veya Kuzeyin işsizlikten şikâyetçi işçi ve sendikacılarının ve batılı çiftçilerin oylarını sağladığı takdirde iktidara gelebilirdi. Batılı çiftçiler, kendilerini normal olarak demokratlardan ayıran uçurumun farkında olduklarından, Grangers'lerin, Knights of Labor ile anlaşması sonucu, halkçı partiyi meydana getirdiler; bu parti 1892'de başkanlığa bir aday gösterdi, 1896'da başkan vekilliğine sadece bir aday çıkardı; bu sırada demokratlar, Halkçı parti programının (serbest para basma, tröstlerin kontrolü, dereceli gelir vergisi gibi) bir kısmını kendileri uygulamağa başlamıştı. Sonunda Cleveland, cumhuriyetçilerin yıpranmasından faydalanarak iki defa başkanlığa seçilince (1884 ye 1892), bu istisnaî durumlar bir araya gelmiş oldu. Ama Cleveland devlet adamı olarak başa geldiğinden, taraf tutan bir politika gütmedi; sosyal alanda, üç üyeden meydana gelen federal bir komjsyon kurarak 1884-1885 grevlerine bir çözüm yolu aradı ye Chicago'daki Pullman fabrikalarının grevini de kuvvete baş vurarak bastırdı; bu iki karar da demokrat doktrine karşıydı. Malî alanda enflasyonu durdurmak için, tereddüt etmeden para satın alınışıyle ilgili 1890 tarihli kanunu yürürlükten kaldırttı, bankalara başvurdu (1895) ve 4 000 doların üstündeki gelirlerden yüzde 2 vergi alarak (bu vergi yüksek mahkeme tarafından reddolunmuştu) altın yedeğini arttırdı, demiryollarında uygulanan ayrı ayrı tarifeler üstünde genel bir soruşturma yaptırdı, ama Demokrat kongrenin Wilson tarifesini onaylamasını (1893) engelleyemedi. Bu tarife, bir taraftan gümrük vergilerini indirirken, öte taraftan güneyli çiftçileri memnun etmek için şekere yeni gümrük vergisi koyuyordu; bu vergi, Cleveland'm zeki, ama halkça tutulmayan siyaseti yüzünden zaten büyük sayıda destek kaybeden Demokrat partiyi gözden düşürdü.