Hukuk kurumları

Kuzey Amerika Birleşik devletleri federal kurumları ile mahallî kurumların bir arada yaşadığı bir federal devlettir.

• Federal kurumlar. Birleşik Amerika anayasası bugün yürürlükte olan yazılı anayasaların, tarih bakımından en eskisidir. 1787 Yılında, Montesquieu'nün kuvvetler ayrılığı prensiplerinden ilham alınarak ve bir dereceye kadar da Britanya'nın örfe dayanan anayasası örnek tutularak hazırlandı, 1789'da kabul edildi. O tarihten beri yirmi üç defa değişikliğe uğradı; ilk değişiklikler, Birliğin üye devletler üzerindeki otoritesini azaltmak amacını gütmüşken, sonraki değişikliklerin çoğu federal iktidarın kuvvetlendirilmesine yöneltilmişti,

Başkan. Başkan dört yıl süreyle ve ancak bir defa yenilenmek üzere seçilir ve hem devlet başkanlığı, hem hükümet başkanlığı görevlerini şahsında toplar. (Başlangıçta hiç bir kısıtlama yoktu, ama ilk Cumhurbaşkanı George Washington adaylığını ancak iki kere koyduğundan, böyle bir âdet yerleşti; Franklin Roosevelt'in bu âdeti bozup dört defa kendini seçtirmesi üzerine, 1947'de kabul edilen yirmi ikinci değişiklik ile, bir cumhurbaşkanının iki defadan fazla seçilmesi yasaklandı.) Cumhurbaşkanını «başkanlık seçmenleri» seçer; her eyalet, Washington'daki Kongre'de bulundurduğu temsilcileri ve senatörleri oranında başkan seçmeni gönderir; başlangıçta her eyalet kendi seçmenlerini keyfince tayin ediyordu. XIX. yy. boyunca bütün eyaletler aynı usulü uygulamağa başladı: başkan seçmenlerini genel oy ile vatandaşlar seçiyor ve onlara tam yetki tanıyordu (bu sadece bir âdettir ve ancak altı eyalet tarafından mecburiyet haline getirilmiştir). Cumhurbaşkanlığı seçimleri hemen de bütün bir yıl sürer ve üç safhada gelişir: 1. Her partinin millî konvansiyonu tarafından, genellikle temmuz ayında, adayların seçilmesi (konvansiyon delegeleri her eyalette başka türlü seçilir; on iki eyalette «ön seçimler» ile seçilir; bunlara bazen başka bir partinin üyeleri de katılabilir); 2. Kasım ayının ikinci pazartesi günü, «başkanlık seçmenleri» nin tayini; 3. Ertesi yılın ocak ayının ikinci pazartesi günü cumhurbaşkanı seçimi. Hiçbir aday mutlak çoğunluğu sağlayamazsa Temsilciler meclisi, en fazla oy almış üç aday arasından başkanı seçer ve Senato da en fazla iki oy alan aday arasından başkan yardımcısını seçer; fakat bu hüküm hiç bir zaman uygulanmadı; çünkü birçok defa üç aday çarpışmış olmasına rağmen, federal alanda yeterli bir teşkilâta sahip ancak iki parti vardır. Gerçekte başkan da, başkan yardımcısı da doğrudan doğruya genel seçim ile seçilmektedir, ama «başkan seçmenleri» sayısı vatandaşların sayısıyle orantılı olmadığından, bu seçmenlerin çoğunluğunun en az oy alan adayı başkanlığa seçtikleri de görülmüştür.

Anayasa, başkan görev süresi içinde ölür, istifa eder veya görevini yapamayacak duruma gelirse, yerine sırasıyle kimlerin geçeceğini öngörmüştür; önce başkan yardımcısı başkan olur, sonra, 1947 değişikliğiyle, Temsilciler meclisinin «sözcüsü», sonra da çeşitli yüksek devlet adamları başkanlığa gelir. Böylece başkanın yerini alan, onun süresini tamamlar ve sonra kendisi başkanlığa adaylığını koyabilir. Başkanın yerini almadıkça, başkan yardımcısının oldukça silik bir rolü vardır; Senato'ya başkanlık edebilir, ama ancak oylar dağıldığı takdirde oy kullanabilir; fakat 1953'ten beri başkan yardımcısı daha önemli bir rol oynamağa başlamıştır; buna sebep, başkanın gerek iç siyasette, gerekse dış ilişkiler alanında yardımcısına gittikçe daha çok ödev vermesidir. Anayasada yapılan ve 38 devletin onayından geçtikten sonra 1967'de uygulanmağa başlayan bir değişiklik, başkanın yetersizliği halinde, yerine başkan yardımcısının geçmesini öngörmektedir),

Başkan, Birliğin siyasetini kendi yönetir. Bu iş için yardımcıları, kendi seçtiği ve dileğince uzaklaştırdığı devlet sekreterlerinden meydana gelen kabinesi (bu sekreterlerin her biri, bir veya birkaç yardımcıyle, bir bakanlığı yönetir) ve Roosevelt zamanından beri sayıları ve önemleri oldukça artmış bulunan doğrudan doğruya yardımcılarından, danışmanlarından meydana gelmiş Executive Office of the President'dıı (Başkanın Yürütme dairesi). Devlet sekreterleri ve danışmanlar, siyasetçi (bu görev, Kongre üyelerinden çok eyalet valileri veya eski valilerine verilir) veya teknik adam (memurlar veya devlet hizmetine girmek için özel işlerini terk eden iş adamları) olabilir. Kanunları yürütmekle görevli olan başkanın elinde geniş bir düzenleyici yetki vardır; federal idarenin şefi olarak bütün federal memurları o tayin verir (eskiden başkanlığı kazanan parti değişince memurların da hemen hepsi değişiyordu; birkaç yıldan beri, memurların elde ettiği garantiler «temizlik sistemi» adı verilen bu sistemi kısıtlamıştır); aynı zamanda, orduların başkumandanıdır ve Senato'nun, bazen önemini kaybeden denetlemesi altında, Birliğin dış politikasını da yönetir. Kongrenin kabul ettiği kanunları veto hakkına sahiptir (kanun metninin yürürlüğe girmesi için her meclisin yeniden, fakat üçte iki çoğunlukla bunu onaylaması gerekir). «Birliğin durumu hakkındaki mesaj» ını her yıllık çalışma dönemi başında okuyarak bununla Kongre çalışmalarının programını çizer.

Kongre. Yasama yetkisi iki meclise verilmiştir: Temsilciler meclisi ve Senato, temsilciler her iki yılda bir, her eyaletin nüfusuyle orantılı olarak seçilir. Senatörler ise altı yıl süreyle seçilir ve her iki yılda bir üçte biri değişir; eyalet bağına iki senatör düşer (bu eşitlik Birliğin federasyondan çojc konfederasyon olduğu devirden kalmadır). Meclisler ayrı ayrı toplanır ve daimî uzman komisyonları sistemi uygulanır. Prensip olarak iki meclis birbirine eşittir; bununla beraber, vergi meselelerinde Temsilciler meclisine öncelik tanınmıştır; iki meclis arasındaki anlaşmazlıkların çözümüne imkân sağlamak üzere Committee of Conference adı verilen bir karma komisyon tarafından hazırlanan özel bir usul öngörülmüştür. Gerçekte ise Senato daha üstün bir rol oynar, çünkü, hem senatörler daha seçkin kişilerdir, hem de başkanın gerek memur tayinlerini (bu, gerçek bir denetlemeden çok bir formalitedir; ancak diplomatların seçimi denetlenir), gerekse dış politika konusundaki kararlarını (Wilson'un da hazırlanmasına katılmış olduğu Versailles antlaşmasını onaylamayışı, Senato'nun kendi rolüne verdiği önemin bir örneğidir ) Senato onaylayacaktır. Anayasada yapılacak değişiklikler iki mecliste de üçte iki çoğunlukla kabul edilir, sonra da Birliğe tiye olan eyaletlerin yasama meclislerinin dörtte üçü tarafından onaylanır. Yüksek Adalet divanının 1937 yılında aldığı bir karardan beri, Kongre yasama yetkisini başkana vekâleten devredemez.

Yüksek Adalet divanı, iki görevi vardır (başkan tarafından kaydı hayat şartıyle seçilmiş ve Senato tarafından onaylanmış sekiz üyeden meydana gelir): 1. Adlî görev (bir elçinin, bir konsolosun, bir devlet sekreterinin, bir Birlik eyaletinin veya bir yabancı devletin karıştığı davalara doğrudan doğruya bakar); 2. Adlî-siyasî görev (federal kanunların ve eyalet kanunlarının anayasaya uygun olup olmadığını denetler).

• Mahallî kurumlar. Birliğe üye olan her devlet, kendi anayasasını serbestçe hazırlar. Seçilmiş bir vali (çok zaman tek dereceli genel seçimle) başkanın federal ölçüde oynadığı rolü, mahallî ölçüde oynar. Hemen de her eyalette yasama yetkisi iki meclise verilmiştir: Senato ile Temsilciler meclisi. Bunlar ya yasama meclisi, ya genel meclis adını alır. Eyaletlerin çoğunda, çeşitli yüksek memurlar ve hâkimiyetlerin çoğu seçim yoluyle iş başına getirilir. Bazı eyaletler referandum veya halk oyu usullerini uygular. Bazılarında yüksek memurların ve temsilcilerin seçmenleri tarafından iş başından uzaklaştırılmaları demek olan recall sistemi yürürlüktedir. Valiliğin amerikan siyasî hayatında çok önemli bir yeri yardır. Bir valinin mahallî yetkileri önemlidir ve ona kendisini gösterebilme imkânını sağlayacak niteliktedir; Cumhurbaşkanlarının pekçoğu siyasî hayata eyalet valisi olarak atılmışlardır. Eyaletler idarî bakımdan idare bölgelerine bölünmüştür.