İLİMLER

ilk amerikan ilim adamları tabiiyeciydi. Raleigh'in seferine katılmış olan ingiliz Harriot (1560-1621), 1588'de Kuzey Amerika hayvan ve bitkilerini tasvir eden bir kitap yayımlamıştı; Clayton, Banister, Michell, özellikle de Bartram (1699-1777) ve Logan (1564-1751) gibi yerli botanikçiler bu yolda çalışmağa devam ettiler. İlk üniversite Harvard tarafından 1636'da kuruldu; burada Galile, Harvey, Böyle ve Newton'un eserleri ingiliz Ch. Marton tarafından yayıldı. Bizzat püriten Cotton Mather'ih çiçek aşısını öğütlemesi (1721), ilmin ne kadar iyi karşılandığını gösterir. Harvard'da 1659'dan beri öğretilen Kopernik sisteminin benimsenmesi de buna bir delildir.

XVIII. yy. da kurulan büyük üniversiteler (Yale üniversitesi 1701'de kuruldu), Londra'daki Royal society aracılığıyle temasta bulundukları avrupa ilmini yayıyorlardı. Deneyci fizik âlimi Winthrop (1714-1779), Amerika'nın ilk devamlı rasathanesini kuran astronom Rittenhouse (1732-1796), özellikle de Franklin (1706-1796) bu çağın ilim adamlarıdır. Franklin, yalnız elektrik konusundaki arastırmalarıyle değil (1747'den itibaren), aynı zamanda ilk büyük amerikan ilim kurulu olan Philadelphia'daki American Philosophical society'yi (Amerikan Felsefe kurumu) [1769] kurmasıyle de ün kazandı; bu kuruma 1780'de Boston'daki American Academy of Arts and Sciences (Amerikan Sanat ve İlim akademisi) rakip olacaktı. İlk tabiat tarihi müzesi (1785), ilk kimya kurumu (1792) ve ilk ilim gazetesi (1797) yine bu çağda kuruldu. İlim öylesine etkiliydi ki, özellikle geleceğin başkanı Jefferson sayesinde, amerikan Anayasası yazılırken ilham kaynağı oldu.

Bağımsızlık savası sırasında, ilim adamları İngiltere'ye bağlı kaldılar: meselâ potanikçi Colden (1688-1776) ve Garden (1730-1792) ile fizikçi B. Thompson (1753-1814). B. Thompson, 1792'de kont Aumford oldu ve 1798'de ilk defa hareket enerjisinin ısıya dönüştürülebileceği görüsünü ortaya attr. Buna karşılık yeni cumhuriyet, büyük Priestley (1794'te), kimyacı Cooper (1759-1839), botanikçi Rafinesque (1783-1840), jeolog Maclure (1765 -1840) ve zoolog L. Agassiz (1807-1873) gibi göçmen âlimleri kabul etti; antomolog Say (1787-1834), American Journal of Sciences and Arts'ın kurucusu kimyacı Silliman (1779-1864), anesteziyi bulan (1846) Wells (1815-1848) ve Morton (1819-1868), Faraday'dan iki yıl önce (1832) öz indüklemeyi bulan Joseph Henry (1797-1878), astronom J. W. Draper (1811-1882), H. Draper (1837-1882) ve G. P. Bond (1825-1865), deniz uzmanı Maury (1806-1873), jeosenklinaller kuramını ilk ortaya atan Hail (1811-1898) ve J. O. Dana (1813-1895), jeolog Gilbert (1843-1919), fizikî coğrafyanın yaratıcılarından Davis (1850-1934), paleontolog Marsh (1831-1899), Cope (1840-1897) ve Leidy (1823-1891), sonra da ilk dinozorları topraktan çıkaran Osborn (1857-1935) gibi ilim adamları yetiştirdi.

Smithsonian lnstitution (1846) ve National Academy of Sciences?m (1863) kurulmasına rağmen, XIX. yy. da Amerika Birleşik devletlerindeki ilmî ilerleme, teknik ilerleyişe göre nicelik bakımından yine de çok geriydi.

Fulton, Morse, Graham Bell, daha sonra da Edison ile boy ölçüşebilecek bir ilim adamı yoktu. İlmî araştırmanın faydası, ancak XX. yy. da ortaya çıktı ve ister devlet tarafından olsun, ister ilim ve sanat koruyucuları veya özel firmalar tarafından olsun, büyük ilmî araştırma enstitüleri (Rockefeller, Carnegie, Mellon, Guggenheim, Kaliforniya teknoloji enstitüleri, Du Pont de Nemours, Bell, Kodak laboratuvarları v.b.) kuruldu, işte ancak o zaman, Amerika ilime büyük katkılarda bulunmağa başladı.

Matematikçi Newcomb (1835-1909) ay hareketinin kuramını geliştirdi, Lowell (1855-1916) kendini Merih gezegenini incelemeğe verdi, Langley (1834-1906) bolometreyi icat etti ve ilmî olarak uçan bir makine tasarladı. Rowland (1848-1901) ağlarıyle son derece ayrıntılı tayflar elde etti (1881). Michelson (1852-1931) bir enterferometre yarattı ve ışığın hızını ölçtü (1881); bu deney rölativite kuramının çıkış noktası oldu; Gibbs (1839-1903) fizikî kimyanın temellerini attı (safhalar kanunu, 1876); toeb (1859-1924) tropizmler kuramını kurdu ve sunî partenojenez'i gerçekleştirdi (1901). 1933'ten sonra A.B.D.'de ilim, Nobel ödülleri sayısının da gösterdiği gibi bas döndürücü bir hızla ilerledi: 1901-1932 arasında verilen Nobel ödülü 5 iken, 1933-1958 döneminde bu sayı 47'ye yükseldi. Bu çıkış, sanayinin, büyük üniversitelerin geniş çapta gelişmeleri, özellikle de yabancı ilim adamlarının (Baekeland, Einstein, Fermi, Zworykin, Gamow, Kuiper, Zwicky, Teller ve Nobel ödülü kazananların çoğu: Waksman, Lipmann, Du Vigneaud, Cournand, Tsung Dao-Lee, Chen Nig-yang v.d.) Amerika'ya göç etmesini büyük ölçüde desteklemeleri sayesinde gerçekleşti. Astronomiye A.B.D. kadar katkıda bulunmuş bir memleket yoktur. Hale (1868-1938) spektrohelyograf'ı icat etti (1891) ve Palomar'daki 5 m. lik teleskopu tasarladı; Harvard üniversitesi, Ed. Ch. Pickering (1846-1919) ile yıldızların spektral katoloğunu yayımladı (1890); Miss Leavitt (1868-1921) sefeleri keşfetti (1912), E. W. Brown (1866-1939) yeryüzünün kendi ekseni çevresinde dönüşündeki değişmeleri inceledi, özel bağışlar sayesinde meydana gelen dev rasathaneler (Wilson tepesi [1904], Palomar tepesi [1948], galaksiler dışı araştırmayı genişletme imkânını verdi; Russell (1877-1957) tayfısıklıhk diyagramını çizdi (1913); W. S. Adams (1876-1956) paralaksları spektroskopik yoldan ölçme metodunu kurdu (1914); Michelson enterferometre ile bazı yıldızların çapını ölçtü (1920), Barnard ise (1857-1923) galaksi karabulutsulannın sayımını yaptı.

Shapley (doğ. 1885) galaksinin yapısını keşfetti (1918); Hubble (1884-1953) helezonî bulutsuların galaksiler olduğunu söyledi (1924), Humason ise (doğ. 1891) 1930'da, U. M. Slipher'in (doğ. 1875) 1912'de bulduğu bir olguya dayanan uzaklaşma kanununu ortaya attı; genişleyen evren kuramı bu kanun üzerine kurulacaktı. Tombaugh (doğ. 1906) Plüton gezegenini buldu; Kuiper (doğ. 1905) gezegenleri inceledi; Trumpler (1886-1956), Baade (1893-1960), O. Struce (doğ. 1897) ve Zwicky (doğ. 1898) yıldızlar astronomisine önemli katkılarda bulundular. Kozmogoniyi inceleyenler arasında Bok (doğ. 1906) ile kozmolojiyi inceleyenler arasında Tolman (1881-1948) vardır.

Yeryüzünün elipsoidi için genellikle kabul edilmiş olan ölçülerin yine Bowie'nin (1872 -1940) çalışmalarına dayandığını, yüksek atmosferin araştırılmasında füze kullanılmasının daha 1915'te Goddard (1882-1945) tarafından incelendiğini ve ilk amerikan sunî uydusunun 1958'de atıldığını hatırlatalım. Nihayet radyo-astronomi, 1931'de Janoky ile 1937'de Reber'in buluşlarından meydana geldi.

Askerî makamların, sanayinin gösterdiği ilgi dolayısıyle, bütün ilimler içinde en çok fiziğe önem verilmektedir. Atom üstüne çalışmalar savaşa, 1907'de triod fikrinin ortaya atılışı (Lee de Forest, 1.873-1961) ve 1913'te gazlı atmosfer lambası düşüncesinin çıkışı (Langmuir, 1881-1957) sanayiye yararlı oldu. Aynı doğrultuda transistorun icadını (Shockley, Bardeen, Brattain, 1948); salt fizikte hidrojen tayfının ince yapısının incelenmesini (Lamb ve Retberford, 1947) ve yüksek basınçta, Bridgman'ın (doğ. 1882) araştırmalarını da sayabiliriz.

Atom fiziğinde amerikan ilminin ilk başarısı, 1909'da Millikan tarafından elektron yükünün tayini oldu (1868-1953). Bunu şu buluş ve çalışmalar takip etti: 1923'te Compton (doğ. 1892) tarafından Compton etkisi'-nin bulunuşu; 1927'de Davisson (1881-1958) ve Germer (doğ. 1896) tarafından elektronların kırınımının tecrübî doğrulanması; 1932'de Urey (doğ. 1893) tarafından ağır hidrojenin (deuterium) bulunuşu; 1933'te Anderson (doğ. 1905) tarafından positon'un keşfi, yine Anderson'un 1938'de bir meson'un ilk fotoğrafını çekişi. Bu devirde Pauling (doğ. 1901), kuanta (quanta) mekaniğini kimyaya uyguladı.

Amerikandaki nükleer fizik, çağı 1929'da, Lawrence tarafından (1901-1958) sikldtronun icadıyle başladı. 1939'dan sonra Bohr ve Wheeler, uranyumun parçalanmasını incelemeğe başladılar; Fermi 1942'de ilk pili yaptı. 1940'tan sonra Seaborg (doğ. 1912) ve McMillan (doğ. 1907) ilk tran&uranyum'ları buldular, Oppenheimer (1904-1967) atom bombasını meydana getiren ekibi yönetti. Aynı zamanda gittikçe kuvvetli akseleratör'ler icat edildi: Berkeley'in bevatron'u (1954) 6,2 milyon elektron volt" çıkarmaktadır. Bu cihaz sayesinde antiproton ve antinötron elde edildi. 1954'te Teller (doğ. 1908) ilk termonükleer bombayı attı. Amerikan kimyası, 1914'te Almanya'dan ithalât durduktan sonra gelişti. Sanayi, büyük çapta laboratuvarlara yardım etmeğe bağladı; bu da, Lewis'in (1875-1946) moleküller arası ilişkileri üzerine araştırmaları gibi bazı çalışmalar dışında, hemen de bütün gayretin kimya sanayiine yöneltilişini açıklar. 1908'de Baekeland (1863 -1944) tarafından bakalitin icadını, Carothers'ın (1896-1937) 1928'de naylonu, 1930'da da sentetik kauçuğun bulunuşunu, yüksek oktanlı benzin, dondurulmuş ve vitaminli besin maddeleri, sunî gübre v.s. gibi buluşları da saymak gerekir.

Amerikan biyolojisine, genetik'in kurucusu Morgan (1866-1945) hâkimdir, öğrencileri arasında Muller'i (doğ. 1890), Bridges'i (1889 -1938), Beadle'i (doğ. 1904), Lederberg'i (doğ. 1925) sayabiliriz. Fizyolojide, hayvan dokularının geliştirilmesi (1912) alanında Carrel'in (1873-1944) anılması gerekir. Kan gruplarının (1900-1940) bulunuşunu Landsteiner'e (1863-1943), sonda yoluyle kalp damarlarının araştırılmasını v.b. Cournand ile Richards'a borçluyuz. Patolojide poliomiyelit'i inceleyen Enders, Weller ye Robins vardır.

Hormonların ilmi Abel ile (adrenalin'in bulunuşu, 1897) Amerika'da doğdu. 1914'te tiroksin, 1936'da kortizon, Kendall (doğ. 1886) tarafından bulundu; vitaminleri bulanlar MacCollum (doğ. 1879), Doisy (doğ. 1893), Evans (doğ. 1882) ve Du Vigneaud'dur (doğ. 1901). 1935'te Stanley (doğ. 1904) tarafından virüslerin billûrlaşmasının bulunuşunu, Summer (1887-1955) ile Northrop'un (doğ. 1891) enzimler (1926) üstüne yaptığı incelemeleri, Waksman'ın (doğ. 1888) streptomisin'i bulusunu, karbonhidrat devrinin bulunmasına yol açan Cori'lerin (karı-kocadır) incelemesini ve Lipmann'ın çalışmalarını da (Koenzim A'yı bulmuştur) unutmamak gerekir. Cerrahîde, sinir cerrahîsini kuran Cushing (1869tl939) ile Mayo kardeşlerle öğrencilerinin kliniğinin önemini de hatırlatalım.

Hayvan psikolojisine 1888'de Thorndike (1874-1949), 1904'te ise Jennings (1868-1947) büyük katkıda bulundular; sosyo-psikolojiye katkıda bulunanlar 1924't e Griddings (1855-1931), 1934'te Moreno (doğ. 1892); psikolojiye yardım edenler ise 1899'da Sharp, 1916'da Terman'dır (doğ. 1877). En son olarak da 1948'de Wiener (doğ. 1894) sibernetik'i kurdu.

• Amerikan ilim siyaseti. XX.yy. in basından itibaren ilim alanında gerçekleşen güçlü gelişme, 1943 ile 1967 arası verilen 130 Nobel ilim ödülünden 59'unu amerikan ilim adamlarının kazanmış olmasından da anlaşılacağı gibi bugüne kadar devam etti. A.B.D.'nin ilim siyaseti şu anlayış üzerine kurulmuştur: temel araştırma hem kültür değerini korur, hem de teknik ilerlemeyi yaratır. Teknik, boyuna artan bir şekilde, iktisadî kalkınmayı besler. Bu durum, ilim alanındaki temel araştırmanın, federal hükümetin yanı sıra, gelişmeyle ilgili araştırmaların büyük payını yüklenen sanayi kesimince de benimsendiğini gösterir. Meselâ, 1965 yılında çeşitli araştırma alanlarında yapılan çalışmaların birbirine oranı, temel araştırmalarda 1, uygulama araştırmalarında 5 ve gelişmeyle ilgili araştırmalarda 20 idi; gelişmeyle ilgili araştırmalar bütçesi, brüt millî üretimin yüzde 3,2 sini aşarak 21,5 milyar dolara yükseliyordu ve bu toplam içinde federal yatırım payı 1955'te yüzde 55 iken, yüide 70'e yükselmişti.

Ne var ki para tek başına yeterli değildir: insan unsuru da gereklidir; oysa 1960'larda, 400 000'i araştırmacı olmak üzere ilimle uğraşanların sayısı 1 milyondu. Artış oranı yüzde 5 olmasına rağmen bu sayı yeterli görülmedi ve A.B.D. yoğun bir «beyin avı» na girişti. 1949'dan 1964'e kadar, çoğu ingiliz olmak üzere ithal edilen ilim adamlarının ve teknisyenlerin sayısı 84 919'u buldu, öte yandan öğretim alanında da büyük bir gayret gösterildi. A.B.D.'nin araştırma alanındaki gayretleriyle, S.S.C.B. hariç, bütün öbür ülkeler arasındaki mesafe, sadece sayı bakımından değil, oran bakımından da gitgide açılmaktadır. A.B.D.'nin araştırma harcamaları, Ortak pazar ülkelerinin bu alandaki toplam harcamalarının beş katıdır.

• Bir itibar yarısı: uzay araştırmaları. Uluslararası jeofizik yılı ilân edilen 1955'te A. B.D., jeofizik araştırmaları yapmak üzere sunî uydular gönderme niyetini açıkladı. Uyduların ilki (15 kg.), 370 ve 2 500 kilometreler arası yükseklikte dönmek üzere 31 ocak 1958'de yörüngesine oturtuldu. Daha sonraki uydular, uzaya gönderme tekniği geliştiği ölçüde çeşitlendi: haberalma («Midas»), meteoroloji («Tiros»), telekomünikasyon («Telstar») ve radyonavigasyon («Transit») uyduları gibi. Füzeler gittikçe büyüdü («Saturne 1-B» nin boyu 66 m. idi), sonra sıra, bir yolcu alan «Mercury» serisi uydulara (Glenn, 1962), daha sonra iki yolculu «Gemini» serisine geldi; arkadan «Apollo» Ay'a iniş tasarısı üzerinde duruldu. Bu arada diğer uzay araçları Ay'a ulaşmış («Ranger VII», ağustos 1964), Venüs («Mariner II», 1962) ve Merih («Mariner IV», 1965) ile de temas kurulmuştu. Uzay çalışmalarıyle görevli olan NASA*nın 1966 bütçesi 5,3 milyar dolardı; uzay çalışmalarıyle ilgili ve görevli olanların sayısı 420 000'i bulmuştu.

• Askerî bir faaliyet: nükleer araştırmalar. Büyük kısmiyle askerî uygulamaya yönelmiş olan başka bir ilmî çalışma da nükleer araştırmalardır. Bu alandaki temel araştırmalar, çok geniş malî imkânlar ve Einstein ile Fermi'den bu yana Avrupa'dan gelmiş Çok sayıda ilim adamı sayesinde, son derece verimli olmaktadır. Bu araştırmalar arasında şunları saymakla yetinebiliriz: çekirdeğin iç yapı kuramı ve bakışımın (simetri) temel kuralının bulunuşu (Wigner), nükleon'ların ve özellikle proton'un incelenmesi (Hofstadter), yüksek enerji tanecikleri fiziği ve kuanta (quanta) elektrodinamiği (Feynman ve Schwinger), transistorun (Bardeen, Shockley ve Brattain), nraser'ın ve hava kabarcıkları odasının keşfi (Glaser).

Tam anlamıyle nükleer araştırma daha çok askerî uygulamaya dönüktür (barış için yapılan araştırmaların yüzde 43 oranına karşılık yüzde 57). A.B.D. nükleer santrallar kurmakta oldukça gecikti; ama 1966'dan beri 13 529 MW. hk nükleer elektrik tesislerine sahiptir.

Nükleer fiziğin kullanılış alanları arasında radyokarbon yoluyle tarihlendirme usulü de sayılabilir.

• Dev bir ilmî-iktisadî faaliyet: otomatlay tırma. Amerikalı teknisyen ve iktisatçılar, yüzyılın sonuna yarmadan, bütün çalışma alanlarına ordinatörlerin hükmedeceğini sezmek başarısını gösterdiler. Ordinatörlerin sayısı 1966'da 30 000'di. Etkileri durmaksızın arttı. Zaten elektronik, A.B.D.'de bütün öbür ilim alanlarına hâkim durumdadır ye son zamanlarda, enformatik şekline bürünerek sanayi ve ticareti yönetmeğe başlamıştır.

• Evren, madde ve hayat ilimleri. Amerika'da ilim, uygulama imkânı geniş alanlarla yetinmedi. Uzay çalışmaları, gezegenler astronomisinin de yeniden gözden geçirilmesine yol açtı; yaklaşan yolculuğa hazırlık olarak, Ay'ın ayrıntılı bir haritası çizildi ve toprağının yapısı açıklığa kavuşturuldu; Merih'in Ay gibi kraterlerle kaplı olduğu ve hiç bir kanal izi bulunmadığı görüldü; atmosferinde çok yüksek bir ısı hüküm sürdüğü doğrulanmakla beraber Venüs'ün sırrı çözülemedi.

Yıldız ve Samanyolu astronomisinde, dev teleskoplar ve özellikle radyoteleskoplar (bunların en büyüğü Porto Riko'da bir dağ çöküntüsündedir; çapı 300 m.) sayesinde kesifler devam etmektedir. Böylece gökyüzünün nüfusu kuasar ve mavi Samanyolu gibi yıldızlarla artmaktadır. 1966'da Friedmann, X ışınlı yıldızlar bile keşfetmiştir.

Kimya alanında en dikkate değer gelişmeler, kinin ve striknin gibi organik maddelerin sentezi (Woodward) ve özellikle fotosentezle (M. Calvin) ilgilidir.

Nükleik'lerin helezon biçimindeki yapısının keşfi, nükleik asidin sentezi ve kalıtım alanındaki incelemelerle, genetik ilmi de amerikan başarıları arasında yer alır. Tıp araştırmalarında da dünyanın en ileri ülkesi durumunda olan A.B.D.'de sağlık işleri yüzde 63 oranında federal hükümetçe yürütülür. 1963'te tıp araştırmalarına harcanan para 1 470 milyon dolar, bu alanda çalışan araştırmacı sayısı ise 77 000 kişiydi. Bu dal, sondalar aracılığıyle yapılan kalp-damar araştırmaları (Forssman ve Cournand) ve özellikle de kanser araştırmalarında ortaya atılan yeni görüşlerle (1966'da Rous ile Huggins'e Nobel mükâfatı kazandıran çalışmalar) dikkati üzerinde topladı.

A.B.D'nin önderlik ettiği başka bir ilim dalı, okyanus araştırmalarıdır (3 000 ilim adamı, 100'den fazla gemi). Amerikalılar, okyanus incelemelerine de yalnız temel araştırma bakımından değil, aynı zamanda okyanusların kaynak ve imkânlarını değerlendirme yönünden de sürekli katkıda bulunmaktadırlar.