AMPHİTHEATRON i. (yun. k.). Daire şeklinde, basamaklı geniş yapı, amfiteatr.

— ANSİKL. Roma sanatı. Eski Yunan'da bilinmez. Romalıların bir buluşudur, önce Roma'da (Pompei) görülür. Genellikle millî zevki ve kullanışı karşılar; gladyatörlerin dövüşü gibi.

Ortada, dövüşçülere ayrılan, çevresini podyum denilen bir duvarın kuşattığı arena bulunur. Podyumda, tepeye kadar her biri bir kapıya açılan (Vomıtoryum) küçük merdivenlerin kestiği basamak sıralar yükselir. En üstte, çepe çevre dışa kapalı içe açık, üzen örtülü sıra sütunlar meydana getiren bir revak bulunur. Arenaya açılan iki kapıdan biri gladyatörlerin girişi, öbürü ölülerin çıkışı için kullanılır. Küçük mahzenler içinde yırtıcı hayvanlar saklanır. Direklere asılmış çok büyük bir ağ seyircileri korur. Roma'da Colesseum, Nımes'deki arenalar amphıtheatronlardır. İtalya'da, Yunanistan'da, Fransa'da, İspanya'da, Türkiye'de günümüze kadar kalmış başka örnekler de vardır. Mimarlar bir dağıtım ve bir de dayanıklılık meselesini çözümleme zorunda kalmışlardır. Kavea'nın ağır kitlesini, çıkış merdivenlerini ve basamaklı sıraları taşımak için merkezden çevreye uzanan, ikişer ikişer tonozlu (beşik veya köşelitonoz) geçitlerle birleştirilen bir ışınsal duvarlar dizisi kullanmışlardır. Colesseum'un çabuk dolup boşalması, giriş katındaki gerçek birer kapı olan sıra kemerlerle localara (kunei) ve oturma yerlerine bağlanan geçitlere açılan merdivenlerle sağlanmıştır. Yapıya bazt eklentiler bağlanır: Ludi veya gladyatör okulu, Spolarium, ölen gladyatörler için bir çeşit morgvivaryum (ahır), summum, choragium (dekor deposu).