— AN, ek (fars. -ân, fiilden isim, sıfat ve zarf yapan ek). Esk. Ism-i fail olarak bütün mastarlara gelmez, kıy asidir: Hand-ân (gülen), pûy-ân (koşan) v.d. || Sıfat-ı müşeb-behe: Naz-ân (nazlı), nümay-ân (görünen) v.d. || Zarf fiil (gerundium): Üftân hizan (düşe kalka) v,d.
— AN, ek (fars. -ân, isimden isim yapan çokluk eki). Esk. Osmanlıcada, Farsça ve Arapça asıllı birçok kelimede çoğul edatı olarak kullanılır: Zen-ân (kadınlar), bahar-ân (baharlar), mebus-ân (mebuslar) v.d.
— AN, — EN, ek (Esk. türk. -ğan, -gen'den). Bugün Türkiye Türkçesinde çok kullanılan ve daha ziyade geniş zaman ifade eden bir isim-fiil (partisip) ekidir. Eski Türkçede -ğan, -gen şeklinde ve geçmiş zaman partip'i idi. Türkiye Türkçesinde yapım ve çekim eklerinin başındaki -ğ ve -g seslerinin düşmesiyle -an, -en (ünlü ile biten kelimelerde araya giren yardımcı y sesi ile -y-an, -y-eri) şeklinde gelişmiş ve geçmiş zaman anlamı genişleyerek genel bir yapan, eden (Esk. ism-i fâıl) anlamı kazanmıştır: Arzu dolu, yasamak dolu, I Bu eller miydi resimleri tutarken uyu-y-an (F. H. Dağlarca).
—AN ve —EN zf. (ar. Tenvin işareti. Elif üzerinde harekeyle gösterilir). Esk. «Olarak ve bakımından» anlamında hal zarfları yapar: Mahsus-an (hususî surette), râbi-an (dördüncü olarak), fiil-en (yaparak), şekl-en (şekil olarak).


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla