ANESTEZİ i. (yun. anaisthesia, duyumsuzluktan fr. anesthe'sie). Anestezik bir madde veya bir hastalık sonucu vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuların az veya çok kaybolması. || Anestezi yapmak, bir anestezik aracıyle uyutmak ve ağrı duyumunu ortadan kaldırmak. || Anestezinin yola konması, narkozu başlatacak ilâçların verilmesinden, tam anestezinin yerleşmesine kadar geçen bütün evreleri kapsar. Kısa süreli (bir barbitüriğin damara şırıngası, etkisi çabuk olan bir gazın solunması) veya ilerleyici (rektum yoluyle anestezi veya uyutucu bir kokteylin damara şırınga edilmesi) olabilir. Tam anestezi ya sadece yola koyma maddesiyle, ya da tamamlayıcı anesteziklerin verilmesiyle gerçekleşir.

— Cerr. Genel anestezi, giriş yolu ne olursa olsun, bütün sinir sistemini etkileyen ve kişinin kendini kaybetmesiyle sonuçlanan sunî anestezi. || Bölgesel anestezi'de, anestezik madde, uyuşturulacak olan sinir sisteminde, ya sinir uçlarına (yerel anestezi) ya sinir kökleri hizasına (kök anestezisi) veya omurga kanalı içinde omurilikten çıkan kökler hizasına (anestezi raşidiyeri veya rasianestezi) doğrudan doğruya gönderilir.

— Nörol. Ağrılı anestezi, deride duyarlığın bölünmesi: derinin acıya karsı duyarlığı çok artarken aynı sinir bölgesinde dokunma duyusu yok olur. (Bu olay, derideki çeşitli duyarlıkların bağımsızlığını gösteren bir delildir.) || Kendiliğinden anestezi, belirli bir sinir bölgesinde bir sinir veya sinir merkezleri hastalığına bağlı duyu kaybı. (Sirengomiyeli ve tabes, kendiliğinden anestezi sebepleridir.)

— ANSİKL. Eskiler ağrıyı yok edebilmek için posyon veya sarhoş edici dumanlardan faydalanırlar veya bölgesel ovmalara baş vururlardı. Bu amaçla kullanılan çeşitli maddeler haşhaş, afyon, adamotu, hint keneviri v.b. idi. Sonraları meşhur olan beyaz su veya tatlı zaç yağı XIII. yüzyılda bulundu. XVII. yüzyılda Valverdi ve XVIII. yüzyılda James Moore damar ve sinirleri sıkıştırarak bölgesel bir anestezi elde etmişlerdi. XVIII. yüzyıl ortalarında isviçreli Mesmer, hastalarına anestezi yapmak için hipnotizmadan faydalandı. 1772'de Joseph Priestley azot protoksidi buldu ve Humphrçy Davy kendi üzerinde bu gazın güldürücü özelliğini tespit etti. Morfin; 1802'de Friedrich Sertürner tarafından bulundu. 1840'a doğru Amerika'da modern anestezinin dört yaratıcısı ortaya çıktı. Bir doktor olan Cra\vford Long «eter partileri» sırasında eter buharlarıyle sarhoş olan birisinin vurulan darbeleri hissetmediğini görmüştü. Bu usulle, arkadaşları üzerinde küçük ameliyatlar yaptı. 1844'te bir diş doktoru olan Horace Wells azot protoksit etkisi altında bir dişini çektirdi. 1846'da kimyacı Jackson'un tavsiyesi üzerine yine bir diş doktoru olan William Morton eter etkisi altında acı duymadan bir dişini çektirdi. Bundan sonra Morton, Boston'da General Hospital'da bir genel cerrahî müdahalesi sırasında metodunun değerini ispatladı. 1847'de Edinburg'da Simpson, kloroform ile ilk anesteziyi yaptı ve kraliçe Victoria 1852'de bundan yararlandı; 1885'te kokainle uyuşturulan kesimlerde ilk yerel ve bölgesel anesteziler denendi» 1894'te Carlson bir tesadüf eseri, etil klorürün de genel bir anestezik olduğunu buldu. 1898'de Bier ilk rasianesteziyi yaptı. Ertesi yi) skopolaminin kullanılmasıyle yarım uyku hm elde edildi. 1905'te prökain, Eichhoro ve Braun tarafından bulundu. Bundan sonra en çak kullanılan anestezi maddelerinin verilmesine yarayan âletlerin mükemmellestirilmesine (Ömbredanne [eter], Ricard [kloroform}) çalışıldı. Rektum anestezisi 1917'de Almanya'da geliştirildi. Bundan sonra birkaç anestezi maddesini birden verebilecek âletler araştırıldı (protoksit-oksijen-eter). 1930'da slklopropan ilk defa Waters tarafından kullanıldı. 1932 ile 1934 yılları arasında damar içine şırınga edilebilecek bârbütirtk ancsteziklerin (Reinhoff) meydana çıkması, 1935'ten itibaren trikloretilenin kullanılması, anestezi maddelerinin sayısını çoğalttı, bu maddelerin kullanılma alanları genişledi ve farklılaştı. Bu devreden sonra ilerlemeler'özellikle anestezi maddelerinin kullanılma usullerine (kapalı devre, intübasyon) ve anestezinin yardımcılarına (kurar, kontrollü hipotansiyon, sunî soğutma) yöneldi.