Arap edebiyatı

• Şiir. Elimize geçen en eski edebî eserler, arasında Muallâka? m da bulunduğu İslâmlık öncesi sikleridir. Bunlar, VIII. yüzyılda, baştan başa uydurulmadıyse de bir hayli düzeltildi ve daha sonraki şiirlere örnek oldu. imr-ül-Kays, Antere, Lebid adlarını ve daha başkalarını hiç unutmayan Araplar için bu şiir haklı bir iftihar vesilesidir. Daha o devirde aruz vezni yerleşti; bu vezin, kısa ve uzun hecelerin birbiri ardından gelmesi ve bütün bir şiir boyunca değişmeyen tek kafiye esasına dayanır. Bu veznin kuralları ancak VIII. yüzyılda ortaya konuldu ve başlıca on altı vezin kalıbı belirlendi. (Bk. ARUZ.)

Şiir, islâmlığın ilk zamanlarında hafif bir gerileme gösterdikten sonra, topluluğun ha yatında eski yerini almakta gecikmedi; E-mevî devrinin büyük şairleri, Cerir El-Feraz-dak, El-Ahtal, İslâmlık öncesi şiirinden örnek alarak kasideler düzenlediler. Bununla birlikte, VIII. yüzyılda, Ebu Nuvas'ın temsil ettiği ve saf araplara karşı yönelen bir hareket, eski kalıplar ve temalar yerine «moderndi ve yeni konular işleyen bir şiir yaratmağa çalıştı; bu konular arasında sefahat tasvirleri başlıca yeri tutar; ama daha IX. yy. da bir karşı hareket, Ebu Temmam, Buhturî .ve daha sonra Mütenebbi'nin eserleriyle, eski şiir geleneklerine" yeniden değer kazandıran neoklasik bir şiir yarattı. Abba-sîlerin iktidardan düştüğü tarihe kadar az çok verimli olarak devam eden arap şiiri, bu tarihten sonra, koruyucu büyüklerin yokluğu yüzünden geriledi. XIX. yüzyılda yepyeni bir şekil olarak biraz güçlendi; ama günümüzde nesir, şiirle yarış halindedir ve şiir, edebiyatta artık eski yerini koruyamamaktadır.

• Nesir Kur'an, nesir halindeki ilk yazılı eserdir; Kur'an'ın üslûbu İslâmlıktan önceki devirde de bilinen «seçili» nesirdir. Kur'an, ele aldığı incelemeler ve düşünceye verdiği hareketle edebiyatı derinden etkiledi; fakat edebî değeri bakımından da manevî değeri gibi tek kaldı.

Nesir, en yüksek noktasına IX. ve X. yy. larda ulaştı. Gelenekçiler, araştırmalarıyle, dini ve dindışı geleneklerden çok zengin derlemeler yaptılar. Bunlar, Hadid'in eserlerinde yer aldı ve daha VIII. yüzyılda tarih türü ortaya çıktı. Arap tarihçiliği son derece zengin ve tarihçileri pekçoktur: Belâzuri, Taberî, Mesudî, ibn-ül-Esîr ve tb.n Haldun (XIV. yy.) bunların en ünlüleri arasında yer alırlar. Merkezî bir idarenin ve at arabalarıy-le işleyen bir posta teşkilâtının kurulması, önceleri faydaya, sonraları da ilme yönelen coğrafya araştırmalarının gelişmesini sağladı (veriler, Ptolemaios'tan alınmıştır). Coğrafya, zamanla edebî bir kimlik kazandı; Mukaddesi, idrisî, Bekrî haklı olarak ün kazandılar. Hacca gitme mecburiyeti de ayrıca seyahat hatıraları yazılmasına yol açtı; bunlar arasında, batılı İbn Cübeyr ve İbn Batuta'nınkiler çok ilgi çekicidir.

Gerçekten edebî olan tek dalı, Bin-bir Gece Masalları ve hâlâ halk arasında yaygın olan kahramanlık hikâyeleri değil, İran asıllı bir tür olan Adab temsil eder ; bu tür başlangıçta şehzadeleri, büyük adamları ve çeşitli derecelerdeki memurları yetiştirmek ve eğitmek amacını güttü; IX. yüzyıldan itibaren Ca-hiz, eski Arap dil ve edebiyatının dökümünü yaparak bu türe daha edebî bir yön verdi. Cahiz'den sonra onun açtığı yolda ilerleyen Kuteybe, arap ve fars edebiyatının unsurlarını bir senteze bağladı; bu unsurlar, arap kültürünün temeli olacaktır. Bu çağdan sonra dikkate değer hiç bir ilerleme olmayacak ve yazarlar mevcut kaynaktan yararlanacak, sadece daha yeni fıkralar eklemekle yetineceklerdir.

X. yüzyılda resmi bir öğretimin kurulmasından sonra, nesirde orijinal ecer verimi hissedilir derecede diifttt. Artık sadece el kitapları, seçme yazılan bir araya toplayan dergiler, Önceden yazılmış dini veya dindışı eserlerin şerh ve tefsiri, tefsirler üstüne tefsirler yapıldı. Buna karşılık, devlet kalemlerinde çalıgan kâtipler, kafiyeli (seçili) nesre yeni bir hız kazandırdılar ve bu tür nesir büyük ölçüde geli5ti. Bunun üzerine Bedi-üz-Zaman Hemedanı tarafından yeni bir tür (Makamat) yaratıldı; fakat bütün çaba yalnız biçime yöneldiği için Harirl ve başkalarının eserleriyle ifade süslemeciliğine düşmekte gecikilmedi.

Abbasîler iktidardan düşmeden önce baslayan çöküş, sonradan daha da hızlandı, Arap âleminde Batıdan açıkça etkilenmiş modern bir edebiyatın gelişmesi, Napotyon'un Mısır seferinden sonra ve arap basınında görülen ilerleme hareketinin de elverisliliüylc mümkün oldu. Roman, küçük hikâye ve tiyatro oyunlarım kapsayan bu akııri, kesin bir kararla geçmişe sırt çevirdi; fakat bugüne kadar pek az şaheser verdi ve batı etkisinden kolay kolay sıyrılamadığından henüz Araplığa özgü bir nitelik kazanamadı.