ARZ i. (ar. cari, bir nesneyi bir kimsenin önüne koyup göstermek). Esk. Sunma, huzura çıkarma, önüne koyma (serme) [genellikle yüksek mevkide bulunan veya saygı duyulan şahıslar için]: Şu manzume-i naçiza-nemi nazar-ı [...] e dibacelerine arza cesaretle beraber (Ahmed Rasim).
— ÇEŞ. DEY. Esk. Arz-ı cemal (arz-ı dîdâr), yüzünü gösterme: O, şimdi başka ufuklardan etti arzri cemal (M. Â. Ersoy). || Arz-ı endam etmek, görünmek, boy göstermek, ortaya çıkmak: Fakat Küçük Amelya sahnede arz-ı endam edip de ... (Ahmed Rasim). || Arz-ı hacet, istediğini bildirme. || Aız-ı hal, halini söz ile anlatma: Arz-ı hal etmeğe cana seni tenha bulamam / Seni tenha bulıcak kendimi asla bulamam (Lâedri). Dilekçe. || Arz-ı hulûs, içten gelen sevgiyi gösterme: Evvelâ arz-ı hulûs üzre mahsus selâm edip (K. Tahir). || Arz-ı hüner, marifet gösterme. || Arz-ı hürmet, saygı sunma: ...sevgili yengeme arz-ı hürmet ederim (C. S. Tarancı). || Arz-ı hüsn, güzellik gösterme: Arz-ı hüsn eylese bir servi kamet / Sever gönül elde değil adavet (Âşık Ömer). || Arz-ı iftikar, ihtiyacı olduğunu ortaya koyma. || Arz-ı kudret, kudret, kuvvet gösterme. || Arz-ı lesker, teftişten geçme, asker gösterme. || Arz-ı mâ fi'z-zâmîr, iç dekini, gönüldekini açıkça söyleme. || Arz-ı mahzar, halk tarafından düzenlenen ve yüksek bir makama sunulan yazı. || Arz-ı meveddet, sevgiyi, muhabbeti belli etme. || Arz-ı minnetdârı, minnet altında okluğunu belli etme: Efendim arz-ı teşekkür ve minnetdârı ederiz... (R. N. Güntekin). || Arz-ı muahat, kardeşliği, bir duygunun veya davranışın kardeşçe olduğunu bildirme. || Arz-ı müddea, fikrini, iddiasını bildirme. || Arz-ı nefs, fedakârlık gerektiren bir iş karşısında kendini öne sürme. || Arz-ı nedamet, pişmanlığını belli etme. || Arz-ı tazimat, saygılarını bildirme. || Arz-ı ubudiyet, kulluğunu, bağlılığını göstermek. || Arz-ı uhuvvet. Eşanl. Arz-ı muahat: ... bana böyle arz-ı uhuvvet derecesinde eser-i merhamet göstermenizi... (Ahmet Midhat). || Arzgâh, bir şeyi arzetmek için toplanılan yer. Askerin merasim gösterisi yaptığı meydan. || Arz ve talep. || Yevme'l-arz, mahşer günü, kıyamet günü.
— İkt. Piyasada belli bir fiyatta satılabilecek hizmet veya mal miktarı.
— Teşk. tar. Osmanlı padişahlarına divan görüşme ve kararları hakkında bilgi sunulması. || Abbasilerden itibaren müslüman devletlerinde askerin teftişi ve yoklaması. || Arz ağaları, hasodalıların en kıdemlilerinden dördü. Bunlar arz işlerinde kullanılırdı. Sırayle, hasodabaşı, silâhtar ağa, çuhadar ağa; rikâbdar ağa'ya, arz ağaları denirdi. || Arz divanı, Abbasi devletinin ilk devrinden itibaren ordu mensuplarının defterlerini tutan ve onların maaşlarını dağıtan daire. || Arz günleri, pazar ve sah (haftada dört gün divan kurulduğu zaman); salı (haftada iki defa divan kurulduğu zaman). || Arz kâğıdı, sadrazamların padişaha sunulmak üzere Mabeyn-i Hümayun başkâtibine verdikleri (15x25 ölçüsünde) tezkere. || Arza girmek, sadrazamların ve divan üyelerinin divan görüşmeleri neticelerini Padişaha arz eylemesi. Arz-hane, Topkapı sarayında «Hırka-i şerif» odasının dışında bulunan ve yanlışlıkla Asîan-hane denilen oda.
— ANSİKL. ikt. Bir mal veya hizmetin arz'ı, grafik üzerinde bir eğri şeklinde gösterilebilir. Tipik arz eğrisi soldan sağa yükselir. Gerçekte, normal olarak, fiyat yükseldikçe arz edilen miktar artar, fiyat düştükçe arz edilen miktar azalır
Bununla beraber atipik arz eğrileri de vardır, fiyat düştükçe, arz edilen miktar artabilir (şekil 2). Fiyat pı iken arz edilen miktar 42'dır; daha düşük bir pz fiyatında arz edilen miktar artar ve qz seviyesine yükselir. Bu oîa, negatif gelir etkisinin olduğu durumlarda gerçekleşir, üretici, gerekli saydığı toplam gelir miktarını sürdürebilmek için, daha düşük fiyata rağmen piyasaya daha fazla mal arz edebilir. Bu durum, özellikle tek gelir kaynağı ürettiği mal olan kimseler için söz konusudur. Emek gücünü arz eden işçinin durumu da çoğunlukla bu kategoriye girer. Satılmayan malları stok etme imkânsızlığı da, düşük fiyata rağmen arzın artmasına yol açabilir.
Talepte olduğu gibi, arzın fiyat değişiklikleri karşısındaki tepkisi de arzın esnekliğiyle ölçülür. ep=dO/O:dO/p veya dO/O X p/dp=dO/dp X p/O
Bu formülde O arz, d talep, p fiyattır. Arz eğrisi, esneklik katsayılarına göre, şekil 3, 4, 5 tekı durumlardan birini alır. Belli bir anda bir malın arz esnekliği stok mevcuduna ve stok imkânlarına bağlıdır. Stok bulunmaması halinde arz, üretimi artırma imkânlarına, yani kullanılabilir üretim etkenlerinin varlığına (ülkede tam istihdam halinde arz katı ve donmuştur) ve bu üretim etkenlerinin değişkenliğine dayanır. Kısa dönemlerde, üreticinin arz kararı, önce piyasadaki cari fiyattan, sonra da ilerideki fiyatlar hakkındaki görüşlerinden ve stoklama imkânlarından etkilenir.
Uzun vadede arzı tayin eden şey üretim maliyetidir.
— Teşk. tar. Teftiş senenin belli zamanlarında, hem askere maaşlarını dağıtmak hem de ordu defterleri ile askerlerin teçhizat ve levazımını kontrol etmek için yapılmaktaydı. Bu tören, islâm devletlerine Sasanîler'den geçmiş ve uzun süre devam ettirilmişti.
• Arz divanı'na «Divan-el~ceyş» de denilirdi. Bu dairenin başında bulunan yüksek memura da «sâhib divanelarz» veya «arız» deniliyordu. Mısır ve Kuzey Afrika yoluyle Endülüs'e geçen Arz divanı, ispanya'daki hıristiyan devletleri tarafından da taklit edilmişti. Abbasîler de Arz divanı, Moğolların Bağdatı işgal etmelerine kadar devam etmiştir. Abbasilerden başka Saffarîler, Samanfler, Gazneliler, Selçuklular, Harizmşahlar, İlhanlılar ve Hindistan'daki müslüman Türk devletlerinde de bu divan devam ettirilmiş ve bazı değişikliklere uğramıştır.
• Arza girmek, osmanlı idaresinde divan görüşmeleri bittikten ve öğle yemeği yendikten sonra oluyordu. Sadrazam, divan üyeleriyle huzura kabullerini rica eden ve reisülküttap tarafından hazırlanan telhisi mühürleyip kapıcılar kethüdası ile padişaha yollardı. Padişahın izni üzerine arza önce yeniçeri ağası girer, ocak hakkında bilgi sunardı, Yeniçeri ağası vezir rütbesinde ise vezirlerle birlikte sonra tekrar arza girer, değilse arzdan çıkınca giderdi. Yeniçeri ağasından sonra Rumeli ve Anadolu kazaskerleri arza girerler, Rumeli kazaskeri padişahın sağ tarafından ve Anadolu kazaskeri sol tarafından etek öperdi. önce Rumeli kazaskeri, sonra Anadolu kazaskeri kadıların tayinleri ve adalet işleri hakkındaki telhislerini sunarlar ve arzdan çıkarlardı. Sonra sadrazam, vezirler, defterdarlar ve nişancı, protokol sırasıyle divandan çıkıp hep birlikte fakat protokol sırasıyle dizilerek arza girerlerdi, Sadrazam âdet üzere yer öper ve padişahın sağ tarafına yakın varıp dururdu. Diğerleri de yine protokol sırasına göre, veziriazamın alt yanına dizilirlerdi.
Sadrazam padişaha durumu bildirirken diğerleri biraz geri çekilip durur ve konuşmadan beklerlerdi. Arz tamam olunca padişahın izni üzerine veziriazam yer öperek ve vezirler, padişahı selâmlayarak geldikleri dizi üzere arz odasından çıkarlardı.
Divanı hümayun işleri Babıâli'ye geçtikten sonra arza girmek usulü sadece ulufe dağıtımı ve sefir kabulü için yapılan divanlara kaldı. Sadrazamlar padişah ile herhangi bir özel sözlü görüşme isterlerse bir ariza ile durumu padişaha arz ederler ve pidaşah tarafından bildirilen gün ve saatte huzura kabul edilirlerdi.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla