ASFER veya ASFAR sıf. (ar. sufret, sanlık'tan aşfar). Esk. Sarı, sarıya yakın açık renk: Zemine fers ederek bir setire-i asfer (Cenab Şahabeddin). Saçlarının gayet sarı, gazetesindeki müstearı gibi «asfer» olduğunu iddia ediyordu (Ömer Seyfeddin).

— ÇEŞ. DEY. Esk. Bahr-i asfer, sarı deniz, Çın ile Kore arasındaki deniz. || Ben-ül-asfer, açık renk tenli, sarı saçlı ırk. || Mahbub-ı asfer, altın.

— ANSİKL. Asfer, Arapçada genellikle siyaha mukabil açık renk, özellikle sarı anlamında kullanılmıştır. Fakat bazı arap lûgatçileri asfar'ın, her iki zıt anlamı aynı zamanda ifade eden (azdad) bir kelime olduğunu, bunun için de hem siyah, hem sarı anlamına geldiğini ileri sürmüşlerdir. || Ben-ul-asfer, Arapların Bizanslılara, sonra da Avrupalılara verdikleri ad. Açık renk saçları olanın oğlu anlamına gelir. Bir hadiste, Arapların Ben-ül-asfer'e karşı savaşından ve onların başkenti Konstantiniye'nin ele geçirilmesinden söz edilir. Rum hükümdarlarına da mulûk-i ben-ül-asfer denilirdi. Sonraları, İspanya Müslümanları bütün Avrupalılara Ben-ül-asfer adını vermişlerdir. İspanya hakkitıda yazılmış bir kitap da Tarih-ül-Sujr (ispanya Tarihi) adını taşımaktadır. Bu deyimin, kelime anlamıyle, önce Flavius sülâlesi için kullanıldığı, sonraları bütün Avrupalıları içine aldığı sanılmaktadır.