ASGARİ sıf. (ar. aşğar, en küçük'ten asgari). En az, en aşağı, minimum, en azından: Asgarî iki günde bir tıraş olmayacak, ütüsüz pantolon, yakasız gömlek giyecek muallimlerin azledileceklerini söyledim (R. N. Güntekin). Zorbaların miktarı ise asgarî iki bin kişi idi (M. M. Aktepe).

— DEY. Asgarîye (asgarî hadde) indirmek (indirilmek), en aza, en aşağıya düşürmek (düşürülmek): Bugün on kişiyle işlemekte olan bir büroda, evvelâ işin asgarîye indirilmesi, sonra memur kıymetinin azamîye çıkartılması suretiyle... (B. Felek). Böylece çalışmalarımızdaki beyhude kayıplar ortadan kalkacak, istihsal masrafımız asgarî hadde inecektir (R. N. Güntekin).

— Huk. Asgarî fiyat, serbest bir piyasada mal bedellerinin düşebileceği en son derece. || Asgarî geçim indirimi. || Asgarî ücret, is kollarına göre isçiye verilebilecek en az ücret. (Gelir Vergisi kn. md. 33. Her türlü isçi, gemi adamı ve gazetecilerin iktisadî ve sosyal durumlarının düzenlenmesi için Çalışma bakanlığınca asgarî ücret tespit komisyonu aracılığı ile ücretlerin asgarî hadleri en geç iki senede bir tespit edilir.) || Asgarî ücret tespit komisyonu, Çalışma bakanlığının tespit edeceği üyelerden birinin başkanlığında Çalışma Bakanlığı genel müdürü veya yardımcısı, İsçi Sağlığı genel müdürü veya yardımcısı, Araştırma Kurulu başkanı veya üyesi, Ticaret Bakanlığı İçticaret Dairesi genel müdürü veya yardımcısı, Devlet Planlama dairesinden konu ile ilgili dairenin başkanı veya yardımcısı ile bünyesinde en çok isçi ve işvereni temsil eden Ankara'daki en üst derecedeki isçi ve işveren teşekküllerinin değişik is kollarından seçecekleri beser temsilciden kurulan ve asgarî ücretleri tespit eden kurul.