Hz. Mevlânâ'dan sonra Semâ
İnsanın tabii hareketi olan dönmek, yani Semâ etmek, Hz. Mevlânâ Celaleddin Rumi'den sonra Hüsameddin Çelebi (ölm. 1284), Sultan Veled (ölm. 1312) ve Ulu Arif Çelebi (ölm. 1320) zamanında tarikat haline gelen Mevleviliğin bir sembolü olmuştur. Bu düzenlemelerle mûsıkî ile bütünleşen ve kurallara bağlanan dönme hareketi daha tesirli, daha görkemli ve daha ruha hitap eder bir hale gelmiştir. Yine Hz. Mevlânâ'nın torunlarından Pir Adil Çelebi (ölm.1490) zamanında bugünkü şekline yakın bir hal alan Semâ Mevlevilerce bir tören haline getirilmiştir.
17. yüzyıl ise diğer tarikatlarla birlikte Mevleviliğin de bir gerileme, hatta lağvedilmesiyle karşı karşıya kaldığı bir dönem olmuştur. Tarihe 'Kadızadeler Olayı' olarak geçen bu dönemde Osmanlı sultanı IV. Murad'ın tahtta olduğu vakit önce Vani adlı bir hoca, sonra da yerine Hünkâr şeyhi olarak geçen oğlu Fazıl Ahmed Paşa yoldan çıkmış tarikatları bahane ederek Mevleviliği de kapatıp, Semâyı yasaklatmıştır. Bu menfur olay tarih boyunca memleketlerine hiçbir zaman zararı dokunmayan Mevlevileri çok etkilemiş ve ebced hesabıyla 'Yasağ-ı bed' (H. 1077/M. 1666) (kötü yasak) olarak tarihlendirilmiştir. Bu yasak Vani'nin gözden düşme yılı olan 1684' e kadar 18 sene sürmüş ve bu tarihte kalkan yasağın ardından Mevleviler yeniden Semâ dönmeye başlamışlardır. Bu yasağın kalkması da yine Mevlevi şairler tarafından ebcedle "Mevlevîler döndü Cân'a aşk-ı Mevlânâ ile" (H. 1095/M. 1684) mısrasıyla tarihe kaydolmuştur.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla